PAYLAŞ

Aynı gökyüzü altında yaşıyor olsak da, Bali‘ye ayak basıldığı anda aynı gökyüzü, aynı yıldızlar altında yaşıyor olmamızın bambaşka bir dünyanın varlığına engel olmadığı anlaşılıyor. Endonezya’nın en turistik adası olan Bali, her ne kadar yalnızca balayı tatillerini ve dillere destan kumsalları çağrıştırıyor olsa da, aslında adanın keşfedilmeye dair en önemli özelliği kültürü ve dili.

Tanrıların Adası olarak bilinen ve 3 milyon nüfusu olan Bali’de yaklaşık 10.000 tapınak bulunuyor, söylenenlere göre adada evden çok tapınak mevcut.

Bali’de hayat, din üzerinde kurulu. Yaşam, kültür ve din iç içe geçmiş durumda. Müslüman olan Endonezya’nın geri kalanından farklı olarak Balililer, Hindu dininin yerelleştirilmiş bir versiyonu olan “Bali Hindu” dinine mensuplar. Tüm hayat, iyi (dharma) ve kötü (adharma) arasındaki dengeyi tutturmak üzere kurulu.

3 Milyon İnsan, Yalnızca 4 isim

Bali’de çocuklara yalnızca 4 isim veriliyor, yani karşılaşılan her 4 kişiden 1’inin ismi aynı. Doğan ilk çocuk Wayan, ikinci çocuk Made, üçüncü çocuk Nyoman ve dördüncü çocuk da Ketut olarak adlandırılıyor. Eğer bir ailenin beşinci çocuğu olursa, başa dönüp yeniden Wayan ismi veriliyor ve sırayla devam ediliyor. Kadın ve erkekleri ayırt etmek için ön ekler kullanıyorlar; kadınların isminin önüne “Ni” erkeklerin isminin önüne ise “İ” ekleniyor.

Bali’de Hayatın Seyri

Bali’de insan hayatına dair algı tüm batılı kültürlerin aksi yönünde; doğum daha önemsiz, ölüm ise en büyük kutlama sebebi.

Reenkarnasyona inanılan Bali’de yeni doğan bebekler, atalarının ruhunu taşıdıklarına ve tanrı olduklarına inanıldığı için ilk 210 gün boyunca yerle temas ettirilmiyor ve doğum günü sayılan bu 210. günden sonra “insan” olarak hayatlarına başlıyorlar.

Diş Törpüleme Ayini

“Ne kadar güzel bu insanlar, hepsinin dişleri ne kadar da düzgün!” demeden önce bilmekte fayda var; güzel olmasına güzeller ama Balililerin dişlerine ufak bir “müdahale” yapılıyor. Yetişkinlik yaşına ulaşan herkes, dini açıdan üst 6 dişini törpületip düzleştirmekle yükümlü. “Metatah” olarak adlandırılan bu ayinin amacı, sivri dişlerden kurtulup hayvanlardan tamamen ayrışmak ve insan doğasını kötü anlamda etkileyen 6 huyu (kontrolsüz arzu, açgözlülük, sinirlilik, karanlık düşünceler, akıl karışıklığı ve kıskançlık) dişlerle beraber “törpületmek”. Hazır dişler törpülenmiş ve gülüşler güzelleşmişken de, bu ayinle beraber “evlenecek yaşa geldin artık” mertebesine ulaşıyorlar.

Bir Kutlama Sebebi Olarak Ölüm!

Hayatlarımızın en önemli günleri arasında sayılan doğum günü, mezun olunan gün, evlenilen ya da çocuk sahibi olunan gün Bali’de çok fazla önem taşımıyor. Balililer birbirleri için renkli, şatafatlı ve maliyetli ayinlerin en büyüğünü yapmasına yapıyorlar ama, uğruna onca organizasyon yapılan kişi çoktan “öteki tarafa” geçiş yapmış olduğu için kendi eğlencesinin tadını pek de çıkaramıyor. Reenkarnasyona inandıkları için Balililer, ruhun bedeni terk etmesini üzücü bir son olarak değil, düzenin bir parçası olarak görüyorlar. Ölenin ardından büyük çaplı bir organizasyon çok maliyetli olduğu için bazen ölülerin uzunca bir süre bekletildiği oluyor. Ölüler yakılmadan önce tabut karmakarışık yollardan geçiriliyor ki, ölü evinin yolunu yeniden bulamasın, ruhu yolculuğa bir tanrılaşmış bir ata olarak devam etsin.

Tanrılara “Küçük Sürprizler” Yapmak

Bali sokaklarındaki “Canang sari” olarak adlandırılan sunakları görmemek imkansız, günde üç kez hazırlanan sunaklar her yerdeler; arabalarda, yollarda, evlerde, tapınaklarda. Sabahları erken kalkınca henüz sokaklarda bozulmamış olarak duran sunaklara basmamak için seke seke yürümek gerekiyor. Balililerin gelirlerinin büyük kısmını harcadığı bu sunaklar günlük hayatlarının önemli bir kısmını kapsıyor. Kadınlar sabahtan erkenden kalkıp muz veya hindistan cevizi yapraklarından küçük sepetçikler örüyorlar, içlerini ise Bali’nin o muhteşem çiçekleriyle, bazen bozuk para, sakız, şeker hatta sigara ile süslüyorlar. Bu şekilde Tanrılara onlara verdikleri her şey için şükretmiş oluyorlar.

Nyepi Günü

Yılda bir defa Bali’de hayat tamamıyla duruyor. O gün hiçbir Balili evinden çıkmıyor, seyahat etmiyor hatta adaya uçak inip kalkmıyor ve elektrikli alet kullanmıyor. Bu günün esas amacı kötü ruhları kandırmak ve adanın terk edildiğine inandırıp, onları uzaklaştırmak. “Pek de naiflermiş!” olarak görülmemeli, Nyepi yani “sessizlik gününün” bir amacı daha var; o da Caka Yeni Yılı’na geçiş sağlanıyor olduğu için, eve kapanıp sessiz sakin geçmiş yılı değerlendirmek ve yeni yıla dair kararlar almak.

Henüz Yorum Yapılmamış

BİR CEVAP BIRAK

20 − 14 =

loading-YouTube-player_zps9255a050