PAYLAŞ

Öykü Yalçın, 27 yaşında bir gezgin. Daha çok gezebilmek için bankacılık sektöründen ayrılmış. 1 yıldır mali müşavirlik – muhasebe alanında çalışıyor. Eşiyle birlikte dünyayı geziyor…

Seyahat etmeye ne zaman başladın; nasıl karar verdin?

Seyahatin bende yarattığı heyecanı çocukluk yıllarımda keşfetmiştim. Kuşadası’nda doğup büyüdüm. Hem ailemin işi hem de yaşadığımız yer sebebiyle çok farklı milletlerden ailece görüştüğümüz dostlarımız vardı. Bu da küçük yaşta gezegenin her noktasında çok farklı kültürlere ait hayatlar olduğunu keşfetmemi sağladı. Bu keşif sonrasında on yıl kadar profesyonel olarak dans ettiğim dünya birincisi bir dernek olan KUFAD aracılığıyla dans festivallerine katılarak ilk yurt dışı deneyimimi yaşadım ve dünyanın bir ucundan gelen insanlarla aynı sahneyi paylaştım.

Dans festivalleriyle başlayan bu macera, bireysel gezilerimle arttı ve seyahat partnerim, eşim Umur’u bulmamla birlikte yaşam tarzım haline geldi. Şu an seyahat benim için, belirli aralıklarla yaptığım bir tatil aktivitesi değil; hayatımın içinde aktif olarak zamanımın çoğunu uğrunda harcadığım bir yaşam tarzı.

Bu zamana kadar Türkiye’de kaç il gezdin, nerelere gittin?

Türkiye’de 22 şehri gezdim. Bunların içerisinde Türkiye’de mutlaka yapılması gereken aktiviteler olarak gördüklerimi sıralayacak olursam; Kaş’ın masmavi sularında yüzmek, Kapadokya’da devasa yeraltı şehrini gezmek, Bozcaada’da Polente’de muhteşem gün batımı yapmak, Doğu Ekspresi ile Kars’a 24 saat süren büyülü yolculuk, Trabzon ve Rize’nin yeşil doğasını ve mutfağını keşfetmek, Antep’te gurme turu yapmak, Denizli’de antik havuzda tarihi eserlerin içinde yüzmek.

2018 yılı içerisinde ve 2019’da Türkiye içerisinde seyahat etmeyi planladığım birçok destinasyon var. Umarım bu liste uzayıp gider.

Yurt dışında kaç ülkeyi gezdin, nerelere gittin?

Dünyada 4 kıtada 32 ülke gezdim. Bende en çok iz bırakan ülkeler Meksika, İzlanda, Japonya, Güney Afrika ve Amerika. Avrupa’da en sevdiğim şehirler Kopenhag ve Budapeşte, en azından şimdilik.

Gezdiğim ülkelerin tamamı şu şekilde;

Almanya, Arnavutluk, Avusturya, Belçika, Bosna Hersek, Bulgaristan, Fransa, Hırvatistan, Hollanda, İsveç, İtalya, İzlanda, Karadağ, Kıbrıs, Macaristan, Sırbistan, Ukrayna, Vatikan, Slovenya, Yunanistan, Danimarka, Japonya, Malezya, Tayland, Maldivler, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Amerika, Meksika, Güney Afrika

Yalnız mı gezersin, yoksa bir arkadaşınla planlayıp mı gidersin, neden?

Bence yalnız seyahat etmek, insanın kendiyle baş başa kalması ve Dünya’yı keşfederken kendini keşfetmesini sağlayabilecek müthiş bir yol. Tabii ki yalnız gezdiğim veya arkadaşlarımla gezdiğim zamanlar da oluyor. Ancak benim için, seyahatlerimin baş yoldaşı eşim Umur. Biz, çift olarak seyahat eden gezginleriz.

Seyahat ilişkide farkındalık yaratıyor. Kendinizi de onu da daha yakından tanıyorsunuz. Düşünsenize Roma’da şarap içmek üzere sevgilinizle randevuya çıkıyorsunuz. Flört ediyorsunuz. Paris’te Luxemburg Bahçeleri’nde yürürken bir keman sesi duyuyor ve La Vien Rose şarkısına eşlik ederek dans etmeye başlıyorsunuz. Şimdi siz bu adamın / kadının günlük hayatın stresi ve koşturması nedeniyle içinde uyuyan belki kendinde bile olduğunu bilmediği romantik ruhu ortaya çıkarıyorsunuz. İlişkiniz kanlı canlı kalıyor. Bunu yapmak için özel günlere, hediyelere gerek olmadığını anlıyorsunuz. Çünkü materyalist bir hediye hiçbir zaman anı satın almakla karşılaştırılamaz.

Gittiğin yerlerde beğenmediğin yemekler olma ihtimaline karşı bir B planın var mı, varsa nedir?

Farklı lezzetler denemeye açık bir insan olduğumu düşünüyorum. Bu sebeple, kültürü keşfetmenin bir parçası olarak, gittiğim ülkelerdeki damak zevklerini ve mutfağı da keşfetmeye çalışıyorum. Beğenmeme ihtimalime karşı değil de, daha ucuza seyahat edebilmek amacıyla yanımda her zaman bolca kuruyemiş ve mümkünse sandviç ve benzeri atıştırmalıklar bulunduruyorum.

Ucuz uçak biletlerini nasıl bulursun?

Ucuz uçak bileti bulmak, aslında sanıldığı kadar zor değil. Sadece doğru zamanı ve doğru mecrayı kullanmak gerekiyor. Benim uyguladığım taktikler; sitelerin e-posta listelerine kaydolmak ve tüm sosyal medya hesaplarını takip etmek, gitmek istediğim ülkelerin en uygun mevsim ve aylara göre sıralanmış bir listesini önceden hazırlamış olmak ve buna göre kampanya dönemlerinde hızlıca ilgili destinasyona ucuza bileti alabilmek, karşılaştırmalı sitelerden faydalanmak, “ya gidemezsem” i lugattan kaldırarak aylar öncesinden uçak biletlerini alıp plan yapmak.

Aklına gelen en güzel ya da en ilginç anı nedir?

Seyahat etmenin en güzel yanı, gezmek size unutamayacağınız birçok anı veriyor. Aralarında seçim yapmakta çok zorlandığımdan, birkaç tane favorimi paylaşmak istiyorum: Güney Afrika’da Cape Town’da 2 saatlik bir tırmanış sonrasında Lion’s Head’de gün batımı yapmak ve yine Güney Afrika’da köpek balıklarıyla kafes dalışı yapmak, Japonya Kyoto’da bambu ormanlarının doğal fısıltısını dinlemek, Dubai’de çöl safarisi yapmak, Balkanlar road trip’iyle 10 günde 3.100 km yol yaparak 8 ülke gezmek, Batı Amerika road trip maceramızın en güzel durağı olan Antilop Kanyonu’nda binlerce yıl boyunca rüzgar ve suyun aşındırdığı o kırmızı topraklarda hayranlıkla gezinmek..

Aklıma geldikçe güldüğüm komik olaylardan biri, Tokyo’da Shibuya geçidinde fotoğraf çekmeye çalışırken, düzgün giyimli bir adamın yanımıza gelip akıllı telefonundan Google Translate kullanarak bizden para dilenmesi, bizimse şoktan tamamen tepkisiz kalıp Japonya gibi pahalı bir ülkede olmamıza rağmen adama çıkarıp para vermemiz olmuştu.

Keşke gitmeseydim dediğin bir yer oldu mu; neresi, neden?

Hiçbir yer için “keşke gitmeseydim” demem. Ancak “bir daha gitmem” diyebilirim. Bunlardan bir tanesi Makedonya Üsküp. Çoğu kişi için güzel olabilir; ancak gördüğüm diğer yerlere kıyasladığımda, o maliyet ve efora Türkiye’de de gidilebilecek çok daha güzel ve kolay yerler olduğunu düşünüyorum.

Gidip görüp de hiç dönmek istemediğin yer oldu mu; neresi, neden?

Bu soru için net olarak 2 yanıtım var. İlki, ruh ikizi şehrim New York; ikincisi ise hayatımızda ilk kez bize “burada yaşarız” cümlesini kurduran Meksika’nın Quintana Roo bölgesinde doğru sahil şeridinde yer alan Playa del Carmen şehri.

New York, çocukluğumdan beri en çok merak ettiğim şehirdi ve sokaklarında günde ortalama 25 km yol yürüyerek gezdik. Beni en çok etkileyen ve şehir hayatını damarlarınızda en çok hissedebildiğiniz yer bence Manhattan. Playa ise, çıplak ayakla kumsallarında yürüyerek hayatınızın geri kalanını Meksikalıların stressiz hayat felsefesiyle tatil tadında geçirebileceğiniz yeryüzündeki cennet.

Yurt dışındayken “Türkiye’den geliyorum” dediğinde genellikle ne gibi tepkiler alırsın?

Öncelikle genel olarak kimse Türk olduğumuza ihtimal vermiyor ve inanmıyor. Bizi çoğunlukla İspanyol, Arjantinli ya da İtalyan sanıyorlar, nedenini biz de çözebilmiş değiliz 😊 İyi derecede İngilizce konuşabilmemize şaşırıyorlar ve genel olarak Türkiye’den çok fazla gezginle karşılaşmadıklarını söylüyorlar.

Ama ülkemizle ilgili ilk duyduğumuz şey o tatlı yabancı aksanlarıyla “oo İstanbul” demeleri ve hemen arkasından “bize Türkçe merhaba demeyi öğretir misiniz” şeklinde bir talep oluyor.

Yurt dışına seyahat etmeye başlamak isteyenler için, gitmeden önce İngilizce ya da başka diller öğrenilmeli mi, öğrenmeye gerek yok mu? Neden?

Kendinizi ifade edebilecek kadar İngilizce konuşabilmek sizi dünyanın herhangi bir ülkesinde konforlu hissettirir ve özgüveniniz yüksek olur. Hatta İngilizce konuşulmayan bir ülkede bile bundan faydalanabilirsiniz. Bu demek değil ki, yabancı dili olmayanlar gezemez. İyi bir araştırma yaparak gidebileceğiniz birçok Türkçe kaynak da bulabilirsiniz. Ama dil konusunda rahat olmanız, turist gibi gezmeyi aşarak deneyim odaklı seyahatlar yaşayabilmenize olanak sağlar.

Gezginler nasıl ve ne kadar para kazanıyor?

Bileklik satarak dünya turu yapan arkadaşlarım da var, çok ünlü markalarla iş birliği yaparak bir paylaşım başına binlerce TL alanlar da. Eğer sadece gezginseniz kimse size gezdiğiniz için para vermez; ama gezdiğiniz ülkeleri tanıtmak amacıyla bu işi profesyonel anlamda blogger’lığa ya da YouTube’a dökmüşseniz markalarla iş birliği yapabilirsiniz. Bu da isminizin büyüklüğü ile parallel kazançlar elde etmenizi sağlar.

Seyahat etmekten korkanlara ne önerirsin? Kendine güvende tutmak için hep uyguladığın yöntemler var mı? Varsa neler?

Herkesin yola çıkma isteğinin arkasında bir anlık da olsa tereddüt yatabilir. Önemli olan duraksamadan bunun üzerine gitmek ve keşfetme heyecanıyla kendinizi yollara vurduğunuzda yalnız olmadığınızı bilmek. Yalnız da seyahat ediyor olsanız, yolda karşılaşacağınız birçok gezgin olacaktır. Hatta bu kişilerle karşılaştıkça hikayeler biriktirecek ve yolda olma heyecanını sürdürmek isteyeceksiniz.

Kendinizi güvende hissetmek için, yolda kendinize benzer gezginlerle karşılaştığınızda birlikte gezmeyi tercih edebilirsiniz. Her zaman için internetiniz ve haritanızın olduğundan emin olun. Couchsurfing ve Airbnb gibi uygulamalarda iyi bir profiliniz olursa kalacak yer konusunda da problem yaşamazsınız.

Gezginler hep yalnız mıdır; sürekli seyahat edenlerin özel hayatına olumsuz etkisi olduğunu düşünüyor musun?

Ben Umur’la, bu kadar sık seyahat etmeye başlamadan önce tanıştım. Dolayısıyla bizim karşılıklı olarak seyahatten zevk almamız sayesinde seyahat etme sıklığımız evliliğimiz içerisinde arttı. Ancak yolda tanışıp evlenen insanlar da tanıyorum. Bu sebeple gezen insan her zaman için mental ya da fiziki olarak yalnızdır demek doğru olmayabilir. Ama buna paralel olarak da özellikle yalnız kalmak istiyorsan kendine seçebileceğin en güzel yöntem de yolda olma hali.

Seyahat etmenin özel hayata olumsuz bir etkisi olduğunu düşünmüyorum. Sadece, sürekli kendinden büyük şeyleri görmeye ve yaşamaya alışmış bir insan hayatın sıradanlığı ve rutininde artık eskisi gibi var olamıyor. İşte bu yüzden seyahat bir virüs.

Bir ünlüyle 1 hafta gezme şansın olsaydı, kimi seçerdin, neden; nereye giderdiniz?

Marilyn Monroe’yla altımızda kırmızı bir Ford Mustang’le Amerika’nın meşhur Route 66 rotasını yapıp ülkenin altını üstüne getirmeyi isterdim.

Gezginler için görülmezse olmaz 3 yer sence nereler, neden?

Amerika’da Arizona eyaletindeki yerlilerin yuvası Page şehrinde bulunan Antilop Kanyonu, İzlanda’da Reynisfjara isimli simsiyah kumların olduğu volkanik kumsal, bir de yaklaşık 100 yıl sonra yok olacağını düşünürsek Maldivler’den yana seçeneğimi kullanabilirim.

Öykü’ye www.oykununoykuleri.comInstagram ve YouTube adreslerinden ulaşabilirsiniz.

Henüz Yorum Yapılmamış

BİR CEVAP BIRAK

five × one =

loading-YouTube-player_zps9255a050