PAYLAŞ

Alper Dalkılıç, Türkiye’nin Grand Slam unvanıyla anılan ilk Ultra Maraton Koşucusu. Aynı takvim yılı içinde 4 ultra maratonun tamamlanmasıyla bu ünvan alınıyor. Dalkılıç’ın farklı coğrafyalarda koşması nedeniyle spor hayatı ile seyahat hayatı iç içe geçmiş durumda. Kendisinin seyahat etmekten korkanlara tavsiyelerini mutlaka okumalısınız!

Seyahat etmeye ne zaman başladın; nasıl karar verdin?

Seyahat etmeye ailemle henüz ilkokuldayken başladım. Hafta sonu gittiğimiz pikniklerin değerini yaş aldıkça daha da iyi anlıyor insan. Özellikle dedemlerin bağ evine gitmeyi çok severdim. Gezmek, tırmanmak ve de seyahat etmek üniversite döneminde daha çok ön planda oldu benim için.

Bu zamana kadar Türkiye’de kaç il gezdin, nerelere gittin?

Güney Doğu Anadolu ve Batı Karadeniz az gördüğüm bölgeler arasında. Babamın işi (inşaat mühendisi) dolayısıyla neredeyse il il dolaştık, bir bakıma da iyi olmuş.

Yurt dışında kaç ülkeyi gezdin, nerelere gittin?

30 ülke diyebilirim, bir kısmının şehir ortamından çok zorlu coğrafyalarında yer aldım. Aslında hem şehir hem de zorlu coğrafya ile birazcık daha az diyebiliriz.

Yalnız mı gezersin, yoksa bir arkadaşınla planlayıp mı gidersin, neden?

Yanımda birinin olması tercihim olur, şu ana kadar seyahatlerimde yanımda sevdiklerim olmuştur. Yalnız olacaksa da kabülümdür.

Gittiğin yerlerde beğenmediğin yemekler olma ihtimaline karşı bir B planın var mı, varsa nedir?

Küçük yaştan itibaren yemeklerle aram iyiydi. Nasıl olmasın ki? İlkokul çağında ıspanak yemeyince başka da alternatif sunmayan annem sayesinde her yemeği yer vaziyetteyim. Ailenin faktörü çok önemli, dolayısıyla B planından çok önemli olan karnımı doyurmak ve güne devam etmek benim için en önemlisi.

Ucuz uçak biletlerini nasıl bulursun?

Arkadaş tavsiyesi, araştırma, birçok siteyi takip ederek, firmaların e-postalarını takip ederek bulurum biletleri. Aylar aylar öncesinden biletleri almak da önemli. Bunun için sitelere kayıt bırakmak lazım elbette.

Aklına gelen en güzel ya da en ilginç anı nedir?

2012 yılında Antarktika için yola çıktığımda İstanbul-Barcelona-Buenos Aires-Ushuaia hattında Buenos Aires’ e indiğimizde grev dolayısıyla bir gece orada olmamı öğrenmem ile şok olmuştum. Amacım Antarktika için kendimi garantilemek amacıyla Usuaia’ ya ulaşmaktı. Buenos Aires’ I bir daha ne zaman görürüm bilmiyorum ama bir gece kalmak da muhteşem bir anıydı. Bazen ilk duyduğunuzda size kötü gelen olaylar beraberinde sizleri sürprizlere sürükleyebiliyor.

Keşke gitmeseydim dediğin bir yer oldu mu; neresi, neden?

Ultra Maraton koşmak için gittiğim Mısır-Kahire bende bir hayal kırıklığıydı. Özellikle bir haftada 250 km koşarak ulaştığımız Mısır piramitleri aslında olduğundan ne kadar da iyi pazarlandığının göstergesiydi. Yerel halkın değer bilmezliği ve her şeyin ticari boyutta olması hepimizi düşündürttü. Piramitleri farklı açılardan kendi gözümle görünce bize nasıl da sadece en iyi taraftan gösterildiğini farkettim.

Gidip görüp de hiç dönmek istemediğin yer oldu mu; neresi, neden?

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Kaçkar coğrafyası, Fırtına Vadisi, enfes Pokut Yaylası, her an değişen hava ve oradaki muhteşem insanlar. 2018 yılı 15 Eylül tarihinde dördüncü kez organize edeceğimiz Kaçkar Ultra Maratonu sayesinde defalarca gitme şansına sahibim. Ayrıca dostum Cumhur Fevzi Baştuhan sayesinde şahane insanlar ve coğrafyaya merhaba diyorum. En büyük zenginliklerden biri bence.

Yurt dışındayken “Türkiye’den geliyorum” dediğinde genellikle ne gibi tepkiler alırsın?

Gobi’ de 250 km uzunluğundaki ultra maratonda yarışırken üzerimdeki kıyafete iliştirilmiş Türk bayrağını tanımayan Avustralyalı sporcuyu çok yadırgamıştım. Gobi’ deki Uygur Türkleri bulunduğumuz çadıra defalarca bizi görmeye gelmişti.

Yurt dışına seyahat etmeye başlamak isteyenler için, gitmeden önce İngilizce ya da başka diller öğrenilmeli mi, öğrenmeye gerek yok mu? Neden?

Dilden önce konfor ve lükse olan ilgilerini azaltmalı yola çıkanlar. Ne kadar iyi dil olursa olsun ev ortamı hiçbir yerde yok, evden dışarı çıkıp gerçek hayatı bir an önce görmek en önemlisi.  Ancak ne demişler; “Yuvarlanan kaya yosun tutmazmış” dolayısıyla her türlü düşünceyi kenara bırakarak hemen harekete geçmeli. Kendi ülkenizde yabacı dil öğrenmektense başka bir ülkede onların diliyle beslenmek, hayatta ve ayakta kalmak en büyük tecrübe. Unutmamalı: “Doğru an hiçbir zaman yoktur, harekete hemen geçmek lazım!” Mazeretler bir yana yurt dışına ya da ülkede farklı coğrafyalara yolculuk en önemli hedef olmalı.

Seyahat etmekten korkanlara ne önerirsin? Kendine güvende tutmak için hep uyguladığın yöntemler var mı? Varsa neler?

Ben her daim oturmaktan korkarım. Ondandır gittiğim yerlerde oturmam için gösterilen yerlere oturmam, kurumsal hayattayken yeteri kadar oturmuşumdur. Seyahat etmekten korkanlara önerim, neden korktuklarını madde madde yazmaları. Vakit-nakit birlikteliği her zaman bir arada olmayabilir, dolayısıyla fırsatları değerlendirip hemen harekete geçmek ilaç etkisi yaratacaktır. Kendime hedefler koyar, paylaşırım çevremle, paylaştıkça macera tutkusu daha da artar, gittiğim seyahat ya da yarışlarda yeni yüzler ve anılarla tanışırım. Yeni ufuklara uzanırım böylelikle. Paylaştıkça çevrem de beni bu amaca ulaşmam için sürükler, iter ve motive eder. Önemli olan sizin ne kadar kararlı olduğunuz, yoksa mazeretler hiç bitmez. Hayat kısa ama o kadar da dolu yaşanır eğer istenirse… Unutmamalı; erken kalkan yol alır, şimdi değilse ne zaman?…

Gezginler hep yalnız mıdır; sürekli seyahat edenlerin özel hayatına olumsuz etkisi olduğunu düşünüyor musun?

Gezgin yola yalnız çıksa da yolda tanıdıkları, etkileşim içinde oldukları canlılar (Lütfen dikkat: Sadece insanlar demiyorum, her türlü canlılar) sayesinde asla yalnız değildir. Doğası gereği insanoğlu belli bir süre sonrasında sosyal bir canlı olduğu için yalnız kalamaz. Sosyal medya, teknolojinin bu kadar gelişmesi, her şeyin cebimize kadar girmesi hiçbir konuda bizi yalnız bırakmıyor. Yalnızım diyen de sosyal medya paylaşımları ve sonrasında gelen beğeni ve yorumlarla güdülenir… Özel hayata olumsuzluk düşünmüyorum, seyahat hayata yapılan en büyük yatırım.

Bir ünlüyle 1 hafta gezme şansın olsaydı, kimi seçerdin, neden; nereye giderdiniz?

Robert de Niro ile gezerdim sanırım, filmlerini sektirmeden izledim. Özellikle “Baba” dönemindeki film setinde olsam çok iyi olurdu.

Gezginler için görülmezse olmaz 3 yer sence nereler, neden?

*Kaçkarlar: Pokut Yaylası, Fırtına Deresi ve muhteşem yeşil, geri dönmesi her zaman zor olmuştur benim için. Havası, her tarafından akan sularıyla eşsiz Kaçkar coğrafyası hoş karşılar dönüşte hüzünle vedalaşırız, devamında tekrar gitme arzusu duyarız. Bu şekilde sürer, gider.

*Avustralya – Ulaşılması zor görünüyor, 10 günde 520 km koştuğum ultra maraton kırmızı topraklarda benim için muhteşem bir mücadeleydi. Ortamın doğallığı, Aborjinlerle karşılaşmak ve de Uluru kayalığı. Aborjinlerin inanışına saygı duyarak kayalıklara ayak basmadan helikopter turu ile yukarıdan ziyaret etmek, ortamın doğallığı. Yol boyu sinekler ile koşmamız, yönetimlerin ekolojik yapının zarar görmemesi için ilaçlama yapmaması, coğrafyanın korunması için en önemli adımlar.

* Ağrı Dağı: Doğu Anadolu’ da en yüksek, Türkiye’ nin çatısı. Yaz aylarında zirvesine üç kez ziyaretim (zirve yaptım) oldu, kışın zorlu şartlarda üç kez denedik, zirvesine kabul etmedi bizi. “Dağ yerinde bekler” dedik ama ne yazık ki tırmanışa kapalı. Beyaz şapkası (son 100 metrelerde daimi kar vardır) ile bizi karşılamaya devam ediyor, dileğimiz bir an önce tırmanış turizmine tekrar kazandırılması. Çok fazla bilinmese de İran ve de Fas’ taki tırmanıcı tesisleri bizden çok çok ileri düzeyde.

Henüz Yorum Yapılmamış

BİR CEVAP BIRAK

eight − 6 =

loading-YouTube-player_zps9255a050