PAYLAŞ

Furkan Kumkaya genç gezginlerden. Onu takip edenler, memurluk kariyerinin sınav sonucunu beklerken başlamadan bittiğini biliyor. Her ne kadar sınavı kazansa da, o seyahat etmeyi artık hayatının odağına almaya karar veriyor. Türkiye’nin dört bir yanını gezmiş Furkan’ın hayata güzel bakış açısı, bize seyahatin keyfini çıkarmayı çok iyi bildiğini de gösteriyor.

Seyahat etmeye ne zaman başladın; nasıl karar verdin?

İki yıl önce KPSS’den sonra yorgunluğumu atmak için ilk kez yola çıktım. Amacım işe girene kadar görebildiğim kadar yer görmekti. Bu yolculuk esnasında kendimi daha iyi tanıdım ve çok değiştim. Yolda olma duygusunu artık bir parçam olarak görünce Ocak 2018 de kazanmış olduğum memurluğu reddedip gezgin olmaya karar verdim. Okuduğum her kitap, gördüğüm her yer ve tanıdığım her insanın hayatımı yollara adamış olmamda etkisi var.

Bu zamana kadar Türkiye’de kaç il gezdin, nerelere gittin?

Türkiye’de 1 buçuk yılda 58 şehri gezdim. Birden fazla gittiğim şehirlerin yanında doyamadan döndüğüm yerler de oldu. Kars’tan, Mardin’e, Muğla’dan, Nevşehir’e, Balıkesir’e kadar ülkenin dört bir yanını gezdim. Ama ülkemizi 10 yıl aralıksız gezsem belki biter.

Yurt dışında kaç ülkeyi gezdin, nerelere gittin?

Yurt dışında şimdilik sadece 3 ülkeyi gezdim. Bunlar Gürcistan, Kıbrıs ve Ukrayna. Pasaportumu alır almaz da dünyanın geri kalanı beni bekliyor olacak. İlk hedef  Eylül’de Türki Cumhuriyetleri ve Rusya’yı içine alan bir gezi yapmak.

Yalnız mı gezersin, yoksa bir arkadaşınla planlayıp mı gidersin, neden?

Genel olarak yalnız gezmeyi seviyorum. Eskiden arkadaşlarımla da gezdiğim oldu fakat tek başına olduğum kadar eğlenmedim hiçbirinde. Tek olunca daha özgür hissediyorum.  Yoldaki her şeyi o anki duygularıma göre belirleme şansım oluyor. Minimalist ve yorulmak bilmez yapıma herkes uyum sağlayamıyor. Yeni insanlarla tanışma şansım da yalnızken daha fazla oluyor.

Gittiğin yerlerde beğenmediğin yemekler olma ihtimaline karşı bir B planın var mı, varsa nedir?

Gitmeden önce aslında araştırdığım en önemli şey yemek kültürü. Yerel yemekleri tatmaktan inanılmaz zevk alıyorum. Eğer gittiğim yerde damak tadıma uygun yemekler yoksa yemeklerimi kendim de yapabiliyorum. Aşçılık konusunda da kendimi epey geliştirdim. Ukrayna’da kaldığım hosteldeki her milletten arkadaşı toplayıp onlara menemen partisi vermiştim. Hepsi de çok sevmişti.

Ucuz uçak biletlerini nasıl bulursun?

Yerel ve uluslarası firmaların kampanyalarını takip ederim. Kampanyalı biletlerin ne zamanlarda çıktığını araştırırım. Çevremin de katkılarıyla ucuz biletten hemen haberdar ediliyorum. Uzun vadeli plan yapacaksam uçak biletimi alırken Turna’daki gibi diyagramı olan sitelere bakıp en ucuzu kolayca bulabiliyorum. Hangi tarihte pahalı hangisinde ucuz bir arada görmek çok iyi oluyor. Sonuçta amacımız en düşük bütçeyle en unutulmaz hayatı yaşamak.

Aklına gelen en güzel ya da en ilginç anı nedir?

Başta ilginç olan ama daha sonra alıştığım tuhaf bir özelliğim var. “Ne istersem oluyor” desem inanır mısınız? Örneğin, Adrasan’da sahilde oturup kamp yaparken canım balık istedi ve 2 dk sonra suyun içinden elinde zıpkını ile bir dalgıç çıktı, bana en son vurduğu  ve en sevdiğim balık olan deniz levreğini kancasından çıkarıp verdi! Bir diğeri Artvin’e giderken param azaldı diye Batum’a gitmekten vazgeçmiştim. Beni Borçka’ya kadar bırakan bir çift de Batum’a gidiyordu. Bana inanılmaz bir akşam yemeği ısmarladıktan sonra, arabadan inerken bana 100 lira cep harçlığı verdiler ve böylece Artvin’den sonra Batum’a da gittim. Daha neler var neler.

Keşke gitmeseydim dediğin bir yer oldu mu; neresi, neden?

Şasnlı oluşum bu konuda da bana yardımcı oldu. Yaptığım her gezi benim için inanılmaz anılarla dolu olarak bitti. Hiçbir yer beni pişman etmedi.

Gidip görüp de hiç dönmek istemediğin yer oldu mu; neresi, neden?

Benim için yolculuk huzuru ve keşfetmeyi mümkün kılan araçtır. Bir yeri ise bende kalıcı kılan en önemli şeyler ise sakin,kültürel olarak zengin ve doğal olması. Bunu yakaladığım ve dönmek istemediğim 2 yer var. Şanlıurfa’daki Halfeti ve Antalya’daki Aperlai Antik Kenti. Tarih ve doğanın birleştiği nadir yerler buralar.

Yurt dışındayken “Türkiye’den geliyorum” dediğinde genellikle ne gibi tepkiler alırsın?

Bu, ülkeden ülkeye değişiyor aslında. Gittiğim ülkeler Türklerin epey gittiği yerler. Bu 3 ülke için söyleyecek olursak; haklı bir ön yargıya sahipler. Gittiğimiz her yerde kötü anılmak için onlara sebepler vermişiz. En önemli sebep ise toplumsal alanlardaki kuralsız davranışlarımız. Gezginler olarak bizler bu imajı yıkmaya çalışıyoruz.

Yurt dışına seyahat etmeye başlamak isteyenler için, gitmeden önce İngilizce ya da başka diller öğrenilmeli mi, öğrenmeye gerek yok mu? Neden?

Dil öğrenmek herkesin yeteneği olduğu bir şey değil ama en önemli şey olan pasaport kontrolleri esnasındaki kelimeleri bilmek gerekiyor. Ezberden olmasa bile bunları kağıda yazıp yanınızda taşımanızı öneririm. Gittiğiniz ülkeler İngilizce bilen insanlardan oluşmayabiliyor. Hatta bilip konuşmayanlar da var. Sonuçta başkasının ülkesindesiniz. En azından bir cep sözlüğü ile  gidebilirsiniz, olmadık zamanda hayat kurtarır.

Gezginler nasıl ve ne kadar para kazanıyor?

Gezginlerin ekonomik gelir elde etme yöntemleri çok çeşitli. Gelişmiş bir sosyal medya hesabına reklam alarak, çeşitli sponsorluklar bularak veya YouTube gibi gelir elde edilen sayfalar açarak para kazanabiliyorlar. Blogger olup yazılarında da para kazananlar mevcut. Bir de sokak sanatçılığı veya kendi el emeği ile ürettiklerini satarak gezenler var. Gelirleri ise yaptıkları işe göre değişiyor. Karın tokluğuna kazanan da var ev alan da var.

Seyahat etmekten korkanlara ne önerirsin? Kendine güvende tutmak için hep uyguladığın yöntemler var mı?

Seyahat korkusunun en önemli sebebi bilgi ve deneyim eksikliği. Gideceği yer hakkında yeteri kadar bilgi edinirseniz kaçınmanız gereken şeyleri de öğrenirsiniz. Nasıl yapacağını bilmeyen kişi korkar. Daha önce bu işi yapmış kişilerin yazılarını okuyup, sosyal medya hesaplarından onlara ulaşıp bilgi alabilirler. Kendimi güvende tutmak için herhangi bir önlem almıyorum. Sadece kolay ulaşabileceğim yerde bıçağım bulunuyor. O da ben otostopla gezdiğim için. En etkili yöntem aslında biber gazı taşımak. Hem küçük hem çok etkili. Yakın dövüş ile ilgili almış olduğum bir Wing-Chun eğitimim var. Bir de bineceğim arabalardaki insanlara dikkat ediyorum. İnsanları yüzlerinden anlayabiliyorum. Erkek olmam otostop konusunda avantaj ama kadınlar için ülkemizde veya yurt dışında pek güvenli olmadığını düşünüyorum. Tabii kadınlar da bunu yapabilir. Cesur ve kendinden emin olup gerekli önlemi almaları çoğu kez yeterli olacaktır.

Gezginler hep yalnız mıdır; sürekli seyahat edenlerin özel hayatına olumsuz etkisi olduğunu düşünüyor musun?

Aslında bu ülkemizin değerleri ile alakalı. Gezerken sürekli yeni insanlarla tanışmak durumunda kalıyorsunuz. Yolda olmak ve bunu sosyal medya ile de paylaşmak sizi karşı cinsle de etkileşime geçiriyor. Zamanınızın çoğu yolda, paylaşım yapmakla ve kendinize ayırdığınız vakitle geçiyor. Bunların yanında bir de birini memnun etmeye çalışmak zor bir durum. Herkes bunu yapamıyor. Çift gezmek de imkanlar dahilinde zor oluyor. Ülkemizde kaç kadın veya erkek “ben sevgilimle geziye çıkacağım” diyebiliyor? Bireysel sorunlardan önce toplumsal ön yargıları kırmak zor. Huzur ve mutluluğa ulaşmak için yapılan bu eylem için bunlar bence aşırı stres kaynağı. Bir de sorumluluk boyutu her şeyi daha da zorlaştırıyor. Sokakta yatmam gerekse benim için problem olmaz ama yanımdaki birine bunu yaptırmak, isteyeceğim bir şey değil, her ne kadar o kabul etse de. Çevremdeki insanlardan gördüğüm tecrübelere göre çift olmanın gezginlere olumsuz etkileri mevcut. Bu oran %70 diyebilirim.

Bir ünlüyle 1 hafta gezme şansın olsaydı, kimi seçerdin, neden; nereye giderdiniz?

Eğer seçeceğim ünlü Türk olacaksa İlber Ortaylı’yı seçerdim. Benim için yolda olmanın amacı öğrenmek ve keşfetmek. Kendisi hem bir seyyah hem de yürüyen bir kütüphane. En iyi ikinci tercih bile onun yanına yaklaşamaz bence. İlber Hoca yanımda iken arka mahalleye bile giderim. Eminim değecektir.

Eğer yabancı olacaksa tabii ki o kişi Bear Grylls. Dünya’ya bu işi anlatan en önemli kişidir kendisi.

Gezginler için görülmezse olmaz 3 yer sence nereler, neden?

Ülkemiz için görülmesi gereken 3 şehri diyecek olsam; Hatay, Antalya ve Rize’yi seçerdim. Hatay ülkemizdeki bütün kültürlerin birarada barış içinde yaşadığı tek şehir. Bu yüzden bir gezginin bu kültürü öğrenmesi önemli.

Kanyon, şelale, sahil, koy, göl, tarih, doğa, mağara ve sayılamayacak kadar güzelliği ile en çeşitli doğallığı dünyanın her yerinden gelen insalarla paylaşabileceğiniz en güzel yer Antalya!

Rize ise ormanın değerini ve doğanın ne kadar önemli olduğunu anlamamız için oluşturulmuş yeşil bir cennet. Bu üç yeri hakkıyla gezen biri hoşgörüyü, diyaloğu ve doğaya saygının önemini anlamış olacaktır.

Yurt dışındaki 3 yer ise ; Amazon Nehri çevresinde yaşayan toplumları (Güney Amerika’nın birkaç ülkesini kapsıyor), Aurora Borealis (Kuzey Işıkları)’i görebilecekleri bir yer ve Roma olmalı.

Amazon’daki hayatlara tanıklık edip, yaşamın sadece 40 yılda taksidi ödenen bir ev almaktan ibaret olmadığını anlamalı insanlar. Kendimize yarattığımız bağımlılıklardan ibaret bir hayatımız olduğunu böylece görmüş olurlar.

Kuzey Işıkları ise dünyanın dışındaki bir şey ile birebir tanışma fırsatını en güzel gösteri ile bize sunuyor. Dünya’nın, Güneş’in zararlı ışınlarını, manyetik çember ile kutup bölgelerine göndermesinin mucizesi bence yaşanabilecek en güzel an!

Roma ise insanın bu dünyada binlerce yıldır neler yaptığını, nelere sebep olduğunu anlaması için görmesi gereken en önemli şehir. Binlerce yılın sokaklara yayılmış halini her gezgin görmeli.

Henüz Yorum Yapılmamış

BİR CEVAP BIRAK

3 − three =

loading-YouTube-player_zps9255a050