Vietnam’ın başkenti Hanoi, aynı zamanda ülkenin en büyük ikinci şehri. Tarih, kültür, yeşil alanlar, göller ve etkileyici mimari yapılarıyla Hanoi, Vietnam’ın kuzeyinde yer alan Kızılırmak Deltası’nda kaotik sokaklarıyla etkileyici bir çekicilik taşıyor. Farklı kültürlerin yansımalarının görüldüğü şehirde, tapınaklar, alışveriş merkezleri, Fransız stili villa tipi evler birer sokak arayla karşınıza çıkabiliyor.
Yaşamın MÖ 3 bin yılına kadar gittiği Hanoi’de günümüze kadar geçen sürede farklı ülkelerin egemenliklerine rastlanıyor. Hanoi uçak bileti seçeneklerine göz atın.

Hanoi Gezilecek Yerler
Old Quarter

Hanoi’nin kalbi, ruhu ve muhtemelen ayakkabılarınızın en çok aşınacağı yer burası. 36 farklı sokağın her birinin eskiden belirli bir zanaata (gümüşçüler, ipekçiler gibi) ayrıldığı bu bölge, bugün ziyaretçilerin ilk durağı. Dar sokaklarda üzerinize doğru gelen yüzlerce motorun arasından sağ salim geçmeye çalışırken bir yandan da Fransız mimarisinin izlerini sürmek paha biçilemez. Burada kaybolmak aslında yapılacak en mantıklı aktivite çünkü en iyi kahveciyi veya en lezzetli sokak yemeğini genellikle yanlışlıkla saptığınız o ara sokaklarda buluyorsunuz.
Edebiyat Tapınağı

Yorulup ruhunuzu dinlendirmek istediğiniz an, rotayı 1070 yılında inşa edilen bu huzur bahçesine kırmalısınız. Vietnam’ın ilk üniversitesi olma unvanını taşıyan bu tapınak, Konfüçyüs’e adanmış ve o kadar iyi korunmuş ki kendinizi eski zamanlara ışınlanmış gibi hissedebilirsiniz. Kaplumbağa heykellerinin üzerindeki taş kitabelerde eski mezunların isimlerini incelerken, Vietnamlı öğrencilerin sınav dönemlerinde buraya gelip neden dua ettiklerini çok iyi anlayacaksınız.
Thang Long İmparatorluk Kalesi
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu devasa kompleks, Hanoi’nin ne kadar köklü bir geçmişe sahip olduğunun en somut kanıtı. 11. yüzyılda inşa edilen kale, hem imparatorluk döneminin ihtişamını hem de Vietnam Savaşı sırasındaki askeri stratejik önemini aynı anda gözler önüne seriyor. Yerin altına doğru inen savaş sığınaklarını gezerken tüyleriniz ürperebilir ancak yukarı çıktığınızda göreceğiniz devasa Bayrak Kulesi size şehrin ne kadar dirençli olduğunu tekrar hatırlatacak.
Kutsal Hoan Kiem Gölü

Şehrin tam merkezinde yer alan bu göl, sabahın ilk ışıklarında yaşlılardan, akşamları el ele yürüyen sevgililere kadar herkesin buluşma noktası. Efsaneye göre bir kaplumbağanın Kral Le Loi’ye sihirli bir kılıç verip düşmanları yenmesini sağladığı ve sonra kılıcı geri aldığı yer burası. Hafta sonları gölün etrafındaki yollar trafiğe kapatılıyor; burası sokak sanatçıları, dans eden gruplar ve çocuklarla bir festival alanına dönüşüyor.
Tran Quoc Pagoda

Batı Gölü’nün kıyısında, suyun üzerine doğru uzanan bu büyüleyici yapı, Hanoi’nin en eski pagodası olma unvanını kimseye kaptırmıyor. 6. yüzyıldan beri orada duran bu kule benzeri yapı, özellikle gün batımında turuncu gökyüzüyle birleşince ortaya çıkan silüetiyle insanı büyülüyor. Budist rahiplerin duaları ve tütsü kokuları eşliğinde bahçesinde yürürken, 1500 yıllık bir tarihe tanıklık ettiğinizi bilmek sizi biraz duygulandırabilir. Girişte kıyafet kurallarına ( (omuzların ve dizlerin kapalı olması) dikkat etmeniz gerektiğini de küçük bir not olarak buraya bırakayım.
Hoa Lo Prison Relic

Hanoi Hilton olarak da bilinen bu hapishane, şehrin en karanlık ama bir o kadar da etkileyici duraklarından biri. Fransız sömürgeciliği döneminde Vietnamlı devrimcilerin tutulduğu, daha sonra ise Vietnam Savaşı sırasında Amerikalı pilotların hapsedildiği bu yer, insanın içini biraz burksa da şehrin hafızasını anlamak için şart. Sergilenen giyotinleri ve daracık hücreleri gördüğünüzde özgürlüğün ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha fark edeceksiniz. Hoa Lo Prison Relic ile ilgili ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Ngoc Son Tapınağı
Hoan Kiem Gölü’nün ortasındaki küçük bir adacıkta yer alan bu tapınağa ulaşmak için, o meşhur kırmızı köprüden geçmeniz gerekiyor. Bu kırmızı yapı, Hanoi’nin en çok fotoğraflanan yerlerinden biri olabilir. Tapınağın içinde 13. yüzyılda Moğollara karşı savaşan kahraman Tran Hung Dao’ya saygı duruşunda bulunabilir ve efsaneye konu olan dev kaplumbağanın mumyalanmış halini görebilirsiniz.
Hanoi Opera Binası

Paris’teki Palais Garnier’den ilham alınarak inşa edilen bu görkemli bina, Fransız kolonyal mimarisinin Hanoi’deki temsilcisi. Sarı ve beyaz renkleriyle çevresindeki binalardan hemen ayrılan Opera Binası, bugün hala pek çok prestijli gösteriye ev sahipliği yapıyor.
Ho Chi Minh Mozolesi

Vietnam’ın bağımsızlık mücadelesinin babasının ebedi istirahatgahı olan bu devasa granit yapı, saygı duruşunun vücut bulmuş hali. Mozoleyi ziyaret etmek istiyorsanız sabah erkenden sıraya girmeli ve oldukça katı olan kılık kıyafet ve sessizlik kurallarına uymalısınız. Ho Chi Minh’in mumyalanmış naaşını görmek, Vietnam halkı için neredeyse kutsal bir hac ziyareti sayılıyor. Mozolenin hemen arkasındaki geniş park alanında Ho Chi Minh’in mütevazı evini ve bahçesini gezerek, bu büyük liderin nasıl bir hayat sürdüğünü yakından görebilirsiniz.
Vietnam Etnoloji Müzesi
Hanoi merkezinin biraz dışında kalsa da muazzam bir müze burası. Vietnam’da yaşayan 54 farklı etnik grubun kültürünü, geleneklerini ve yaşam tarzlarını o kadar güzel anlatmışlar ki sıkılmanıza imkan yok. Özellikle müzenin bahçesinde bulunan, farklı kabilelere ait gerçek boyutlu geleneksel evlerin içine girip çıkmak ayrı bir macera; kendinizi Vietnam’ın köylerinde bir yolculuğa çıkmış gibi hissedeceksiniz.
Hanoi’de Ne Yenir?

Geldik en lezzetli kısma! Hanoi’de aç kalmak imkansız ama doğru şeyi bulmak bazen tecrübe istiyor. Şehrin milli yemeği Pho, yani o meşhur pirinç erişteli et suyu çorbası, burada bir kahvaltı klasiği. Sabahın köründe kaldırım kenarındaki minicik taburelere oturmuş takım elbiseli iş insanlarını ve öğrencileri aynı tencereden çıkan çorbayı içerken görebilirsiniz. Izgara köftelerin, taze otların ve eriştelerin tatlı-ekşi bir sosla servis edildiği Bun Cha da damaklarınızda bir bayram havası yaratacak.
Bir de Hanoi’nin meşhur Egg Coffee meselesi var, başta kulağa garip gelse de ilk yudumda fikriniz değişecek. Yumurta sarısı ve şekerle çırpılan yoğun krema, alttaki sert Vietnam kahvesiyle birleşince ortaya tiramisu tadında bir sıvı tatlı çıkıyor. Eski Şehir’deki gizli kafelerde, daracık merdivenlerden çıkıp bir balkonda oturarak bu kahveyi yudumlamak, Hanoi’nin ruhuna dokunmanın en tatlı yolu. Yanına bir de Banh Mi sipariş verirseniz sizden daha keyiflisi olamaz. 😀
Hanoi’ye Ne Zaman Gidilir?

Hanoi’nin havası, bazen çok değişken olabiliyor. Eğer nemden yapış yapış olmak ya da sürekli yağmura yakalanmak istemiyorsanız, zamanlamayı iyi ayarlamalısınız. Hanoi’yi gezmek için en ideal zamanlar Mart-Nisan arası veya Eylül-Kasım arası. Bu dönemlerde hava ne sizi terletip canınızdan bezdiriyor ne de üşütüyor; tişört üzerine ince bir hırka kıvamında diyebiliriz. Özellikle sonbaharda gökyüzü daha açık oluyor ve Hoan Kiem Gölü etrafındaki ağaçların renk değişimi şehre inanılmaz bir romantizm katıyor.
Diğer yandan Aralık ve Ocak aylarında da gidebilirsiniz; Hanoi kışın şaşırtıcı derecede serin ve gri bir havaya bürünebilir. Mayıs-Ağustos dönemi ise hem muson yağmurlarının hem de nemin tavan yaptığı bir zaman dilimi. Eğer macera arıyorsanız, yağmurda ıslanmak sizi bozmazsa ve nemle de aram iyidir diyorsanız buyurun gelin; ama fotoğraf makineniz için yağmurluk almayı sakın ihmal etmeyin. Hanoi her mevsim güzel ama Eylül güneşi altında bir başka.

