Balıkesir Gezi Rehberi Türkiye'de Gezilecek Yerler Ülkeler

Şeytan Sofrası: Her Ay 1 Efsane

Turna Genel

Seyahat etmenin en güzel yanlarından biri de o coğrafyanın ruhuna işleyen hikayeleri dinlemektir. Her Ay 1 Efsane serimizin bu ayki durağında, sadece ayaklarınızın altına serilen Ege manzarasıyla değil, nesilden nesile aktarılan gizemli öyküleriyle de akıllara kazınan Şeytan Sofrası’na konuk oluyoruz. Ayvalık’ın o meşhur, buram buram zeytin ve deniz kokan havasını içimize çekerken, efsanelerin renkli dünyasına doğru ufak bir yolculuk yapacağız. 

Karşınızda inci gibi dizilmiş irili ufaklı adalar ve ufukta usulca kaybolan bir güneş varken, burası insana huzur aşılıyor. Peki ama böylesine büyüleyici ve sakin bir coğrafya nasıl olmuş da Şeytan Sofrası gibi ürpertici bir isim almış dersiniz? Hikayenin en heyecan verici kısmı tam da bu sorunun cevabında gizli. Lütfen arkanıza yaslanın ve kahvelerinizi hazırlayın çünkü bu eşsiz seyir tepesinin ardındaki birbirinden ilginç efsanelerin kapılarını aralıyoruz.

Şeytan Sofrası

Hikayelerin büyüleyici dünyasına dalmadan önce, pusulamızı doğru ayarlamakta fayda var. Şeytan Sofrası, Balıkesir’in göz bebeği, zeytin kokulu güzel ilçemiz Ayvalık sınırları içerisinde yer alıyor. İlçe merkezine sadece sekiz kilometre uzaklıkta, çam ormanlarının içinden kıvrılarak çıktığınız, yuvarlak şekilli sönmüş bir volkanik tepe burası. Aslında kayalıkların yapısına uzaktan baktığınızda, şekli gerçekten de devasa bir masayı andırıyor; yani ismindeki sofra kelimesinin hakkını görsel olarak da fazlasıyla veriyor. 

Şeytan Sofrası’nın konumu ise burada.

Tepeye çıktığınızda nefesinizi kesecek bir manzarayla karşılaşıyorsunuz. Ayvalık Adaları’nın büyüklü küçüklü birçoğu ve hemen karşınızda tüm ihtişamıyla duran Midilli Adası ayaklarınızın altına seriliyor. Özellikle gün batımı saatlerinde yolunuz düşerse, gökyüzünün kızıl, turuncu ve mor renklere boyanışına şahit olmak paha biçilemez bir deneyim. Birisi size “Dünyanın en güzel gün batımı nerede izlenir?” diye sorarsa, hiç düşünmeden verebileceğiniz bir cevabınız oluyor.

Bu eşsiz coğrafya, adını aldığı efsaneler konusunda ziyaretçilerine tek bir hikaye sunmakla yetinmiyor. Halk arasında kuşaktan kuşağa aktarılan ve birbirinden tamamen farklı iki büyük efsane bulunuyor. Gelin bu hikayelere yakından bakalım.

Takvim yapraklarını epeyce geriye, 1500’lü yıllara saralım. O dönemde bölgede yoğunlukla Rumlar yaşıyor ve içlerinden Penelope adında oldukça aykırı ruhlu bir kadın öne çıkıyor. Penelope, dönemin kilisesinin baskıcı kurallarına kafa tutarak kendi doğrularını savunuyor. Tabii bu boyun eğmez tavır kilisenin hiç hoşuna gitmiyor ve maalesef halk tarafından da dışlanmasına sebep oluyor. Kilise tarafından Şeytan ilan edilen Penelope, şehirden yaka paça kovulunca çareyi herkesten uzaklaşarak bu yüksek tepeye, yani bugünkü Şeytan Sofrası’na yerleşmekte buluyor. 

Ancak hikaye burada bitmiyor. Bir süre sonra bölgede uzun süren korkunç bir kıtlık ve kuraklık baş gösteriyor. Çaresiz kalan ve açlıkla sınanan köylüler, kendilerine bir günah keçisi arayışına giriyor. Tahmin edeceğiniz üzere hedefleri yalnız yaşayan, aforoz edilmiş Penelope oluyor. Kıtlığın tüm sorumlusu olarak onu görüyorlar ve linç etmek üzere ellerinde meşalelerle tepeye doğru öfkeyle tırmanışa geçiyorlar. Turna Mobil Uygulama

Fakat Penelope gözü dönmüş kalabalığın geldiğini önceden fark edip kaçmak yerine, eşi benzeri görülmemiş, muazzam ihtişamlı bir sofra hazırlıyor. Tepeye varan köylüler, karşılarında o rüya gibi ziyafet sofrasını görünce öfkelerini, Penelope’yi, hatta tepeye neden çıktıklarını bile unutuveriyorlar. Onlar büyük bir iştahla karınlarını doyururken, Penelope sessizce aralarından kaçıp canını kurtarıyor. İşte o gün bugündür, Penelope’nin hayatını kurtaran bu benzersiz ziyafetten ötürü bu tepe Şeytan Sofrası olarak anılıyor.

Gelelim diğer efsaneye. Bu kez rotamızı çok daha eskilere, Yunan Mitolojisinin fantastik koridorlarına çeviriyoruz. Rivayete göre, Tanrıların Kralı Zeus’un İda adında bir sütannesi varmış. İda, Zeus’un üzerine o kadar çok titrermiş ki, ona ufacık bir zarar gelmesinden bile ödü koparmış. Günlerden bir gün, şeytanın Zeus’a musallat olacağını düşünerek büyük bir paniğe kapılmış. Bu devasa anne içgüdüsü ve korkuyla da şeytanı cennetten yeryüzüne kovmuş. 

Mitolojik anlatılardaki o ilginç detaylardan biri burada karşımıza çıkıyor: Cennetten kovulan şeytanın üç ayaklı olduğuna inanılıyor. İda’nın gazabından kaçan bu üç ayaklı şeytan, yeryüzüne düşerken adımlarını öyle devasa atmış ki, ayak izlerinin her biri apayrı bir coğrafyaya damgasını vurmuş. İnanışa göre, bu devasa ayak izlerinden biri Kaz Dağları’nın (İda Dağları) eteklerinde, diğeri hemen karşı komşumuz Midilli Adası’nda ve sonuncusu da tahmin edebileceğiniz gibi tam olarak bu tepede bulunuyor.

Bugün Şeytan Sofrası’nı ziyaret ettiğinizde, demir parmaklıklarla çevrilmiş ve içine bozuk para atılarak dilekler dilenen, gerçekten de kocaman bir ayak izini andıran o meşhur çukuru göreceksiniz. Belki siz de içinizden güzel bir dilek tutup o geleneğe keyifle ortak olursunuz. Bir yanda hayatta kalmak için zekasını konuşturan bir kadının efsanevi sofrası, diğer yanda mitolojik tanrıların devasa adımları… Ayvalık’a yolunuz düşerse, güneşi batırırken rüzgarın sesine kulak verin. 🌬️ 

Uçak biletinizi ve otel rezervasyonunuzu Turna’dan halledin, kendi efsanenizi yazmak için yola çıkın!

Turna Otel
Seyahat ve Turizm alanında içerik üreticisi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir