PAYLAŞ

Kapadokya’da yaşanacak unutulmaz geziye Nevşehir’e sadece 60 km uzaklıkta bulunan Hacı Bektaş Dergahı’nı da eklemenizi öneririm. 13. yüzyıldan bu yana Anadolu’ya “insan felsefesi” üzerine kurulu bir hoşgörü kültürü aşılamaya meyleden dergah, ziyarete gelenleri etkileyecek köklü bir tarihe sahip.

Türkiye‘de 1925 yılında çıkarılan kanunla diğer tekke ve zaviyeler ile kapatılan, 1964 yılından beri de müze olarak ziyaretçilere açık olan dergahın yapımı 13. yy’da başlamış ancak 19. yüzyıla kadar eklemelerle devam edip, bugünkü kompleks halini almış.

Birinci avluda bulunan At evi, Mihman evi, Ekmek evi, Hamam ve Çamaşırhane gibi bölümler günümüze ulaşmamış ama ikinci avludaki Aslanlı Çeşme, Aş Evi Baba Köşkü, Aş Evi, Tekke Camii, Havuz, Mihman Ev, Meydan yani Cem Evi, Kiler Evi ve Dedebaba Köşkü gibi bölümler restore edilerek günümüze ulaşmış.

Üçüncü avluda ise Pir Evi, Balım Sultan Türbesi ve Hazire yani Derviş Mezarlığı denilen bölümler ziyaretçilerin ilgisini çeken yerler arasında.

İkinci avluda yer alan ve Ahi soyuna mensup Murat Hüdavendigar tarafından yaptırılan Cem Evi’nde “Yol”a yani Bektaşiliğe girme, “İkrar Alma”, “İkrar Verme” ve “Cem Törenleri” yapılırmış. On İki İmamları temsil eden postların bulunduğu Cem Evi, aynı zamanda dönemin toplumsal konularının da tartışıldığı bir “meydan” konumundaymış.

Bu meydan sadece erkeklere özel değil, kadın erkek herkese açık meydandaki törenlerin hazırlığı için dergahın daimi misafirlerinin pek çok görevli var. Bağlamanın eşlik ettiği deyişler de meydanın ruhaniyetinde önemli bir misyona sahip.

Dergahta beni en çok etkileyen yer ise üçüncü avlunun hemen sağında bulunan; Hacı Bektaş Veli zamanından kalan tek yer olan Çilehane ya da Kızılca Halvet denilen bölüm oldu. Burası 2X3 m ebadında alçak tavanlı bir oda. Hacıbektaş’ın kırk gün kırk gece kaldığı yer, içinde ibadet için gerekli olan eşyalar hiçbir şey yok. Yemek ve su da dışardan verilirmiş. O kadar dar ve sade bir oda ki günümüz dünyasının algısıyla buradaki 40 günü anlamak mümkün değil.

Üçüncü avluda mutlaka görmeniz gereken yer ise Pir Evi’nin hemen önünde yer alan geniş salon. Buraya, Bektaşilikte büyük önem arz edilen Kırklar Meydanı deniliyor. İnanışta yer alan Kırklar Semahı’na (Miraç sırasında Hz.Ali’nin de içinde bulunduğu semah) bir gönderme niteliği taşıyor.

Salonda yer alan Gök Eşik kapısından geçince ise Hacıbektaş Veli’nin sandukası bulunuyor. İnanışa göre bu alçak kapıdan huzurda eğilerek giriliyor ve arka arkaya çıkılıyor. Sandukaya sırt çevirerek bu alandan çıkmak saygısızlık olarak görülüyor.

Henüz Yorum Yapılmamış

BİR CEVAP BIRAK

5 × 1 =

loading-YouTube-player_zps9255a050