Kulaklığınızı takın ve en sevdiğiniz müzik grubunun albümünü dinlemeye başlayın. Bugün o şarkıların doğduğu şehirlere yolculuğa çıkıyoruz. Bir şehrin kasvetli yağmuru, bir limanın gürültüsü ya da gecenin bir yarısı sokakta yankılanan bir bas gitar sesi, bugün milyonların hayatına dokunan efsanelere nasıl dönüşmüş, nerede dönüşmüş birlikte keşfedeceğiz.
Araştırmamı iyi yaptım.😁Sizlere grupların nasıl efsaneleştiğini veya hangi şehirlerde doğduğunu anlatırken küçük küçük ilginç bilgiler de vereceğim. Hangi sokak köşesinde ilk kıvılcım çaktı, hangi garajda komşular polisi aradı, hangi şehir o ikonik melodilere ilham oldu veya grupların isimleri nereden geldi? Müzik dünyası elbette sayısız efsane ile dolu fakat ben 10 tanesini seçtim. 10 farklı şehirde sizi tatlı bir gece yürüyüşüne çıkarıyorum. Kulaklıklarınızı taktıysanız yola çıkalım. 🎧
10 Müzik Grubunun Doğduğu 10 Şehir
The Beatles – Liverpool, İngiltere

1960’ların başında bu rüzgarlı liman kentinde bir araya gelen John, Paul, George ve Ringo, Cavern Club adındaki o küçük, rutubetli mekanda çalmaya başladıklarında dünyayı kasıp kavuracak bir fırtına başlatacaklarından habersizlerdi. Şehir bugün bile buram buram The Beatles kokuyor; her sokak başı ayrı bir şarkı.
Grupla ilgili ilginç bir bilgiye hazır mısınız? Şahsen ben öğrendiğimde çok eğlenmiştim.😁Tüm dünyayı müziğe doyuran, milyarlarca satan bu dört adamın hiçbiri nota okumayı bilmiyormuş. Müzik teorisini tamamen kulaktan ve hissiyattan ibaret gören grup üyeleri, Liverpool’un o samimi sokak ruhunu direkt içgüdüleriyle bestelerine dökmüşler. Yani nota bilmiyorum diye müzikten kaçanınız varsa, Beatles’ı hatırlayıp rahatlayabilir.
The Beatles’in hikayesini, kronolojik olarak daha detaylı bir şekilde buradan inceleyebilirsiniz.
ABBA – Stockholm, İsveç
Kuzey’in soğuk hikayelerini unutun; Stockholm dendiğinde akla gelen ilk şey o içinizi ısıtan, dans ettiren ABBA enerjisidir. Agnetha, Björn, Benny ve Anni-Frid’in isimlerinin baş harflerinden doğan grup, 1970’lerde İsveç’ten çıkıp tüm gezegeni disko topuna çevirdi. 1974’te Waterloo şarkısıyla katıldıkları Eurovision Şarkı Yarışması’nı birincilikle kapatıp bir gecede dünya starı oldular.
ABBA hakkındaki verebileceğim ilginç bilgi ise o gözlerimizi alan, bazen rüküş ve simli sahne kıyafetleri ile ilgili. Meğer grup bu kıyafetleri sadece şov olsun diye giymiyormuş; İsveç vergi kanunlarına göre günlük hayatta giyilemeyecek kadar tuhaf sahne kostümlerinin vergisi düşülebiliyormuş. Yani grup hem dünyayı salladı hem de vergiden düştü.😁
U2 – Dublin, İrlanda

İrlanda’nın yağmurlu, mistik havasında U2, 1976 yılında Dublin’de kuruldu. Grubun temelleri, Larry Mullen Jr.’ın okulun ilan panosuna ‘Grup kuruyorum, eleman aranıyor’ yazan küçük bir kağıt asmasıyla atıldı. Bono, The Edge, Adam Clayton ve Larry bir araya geldiğinde, Dublin’in gri sokaklarından stadyumlarda binlerce insanın tek bir ağızdan söylediği şarkılar doğdu.
Gelelim ilginç bilgimize. Grubun karizmatik solisti Bono’nun sahne adının nereden geldiğini duyunca çok şaşıracaksınız. Gerçek adı Paul David Hewson olan Bono, lakabını Dublin sokaklarında yürürken gördüğü Bona Vox adındaki bir işitme cihazı dükkanından almış. Latince iyi ses anlamına gelen bu tabeladan esinlenen arkadaşları ona bu lakabı takmış.
Queen – Londra, İngiltere

Londra zaten tek başına bir müzik fabrikası ama o fabrikanın en gösterişli gururu kesinlikle Queen. 1970’lerin başında bu büyüleyici şehirde bir araya gelen Freddie Mercury, Brian May, Roger Taylor ve John Deacon; operayı rock müzikle birleştirip ortalığı darmadağın ettiler. Freddie’nin sahne karizması ve Londra’nın avangart ruhu birleşince ortaya unutulmaz bir efsane çıktı.
Bu arada Londra öyle bereketli bir toprak ki Queen ile yetinmeyip Pink Floyd, The Rolling Stones, Led Zeppelin, Coldplay ve Fleetwood Mac gibi rock tarihini sırtlayan devleri de çıkardı. İlginç bilgimiz ise Brian May’in meşhur gitarı Red Special’ı, babasıyla birlikte 100 yıllık eski bir şömine ahşabı ve bisiklet parçalarından evde elle yapmış olması. El yapımı bir gitar ile milyonları kendine hayran bırakmış yani. 🎸
Metallica – Los Angeles, ABD

1981 yılında Los Angeles’tan yeni bir yıldız doğdu: Metallica! Bateri sevdalısı Lars Ulrich’in gazeteye verdiği ‘Birlikte Tygers of Pan Tang çalacak müzisyenler aranıyor’ ilanı sayesinde James Hetfield ile tanışması, metal müziğin kaderini baştan yazdı. Sonradan San Francisco’ya taşınsalar da ilk kıvılcım ve o saf hırs Los Angeles’ta çıktı.
Sıkı durun, ilginç bilgimiz geliyor: Lars Ulrich, müziğe başlamadan önce Danimarka’nın en yetenekli genç tenisçilerinden biriydi. Yani tenis raketini bırakıp bagetleri eline almasaydı, belki de bugün Metallica hiç olmayacaktı. Şükürler olsun ki LA sokakları onu tenisten koparıp metal müziğin kucağına bıraktı.
Metallica’nın tüm hikayesini ve zaman çizelgesini (grup üyelerinin doğumundan itibaren) buradan bulabilirsiniz. İncelemesi oldukça keyifli. 😁
Scorpions – Hannover, Almanya
Rock tarihinin en duygusal ve en sert efsanelerinden Scorpions, 1965 yılında Hannover şehrinde kuruldu. Rudolf Schenker’in kurduğu grup, Klaus Meine’in tiz vokaliyle birleşince Hannover’dan çıkıp tüm dünyayı turlayan bir müzik makinesine dönüştü. Wind of Change ile Berlin Duvarı’nın yıkılışına bile fon müziği oldular.
Grup hakkındaki en duygusal ve ilginç bilgi ise 1981 yılında yaşandı. Klaus Meine grubun zirveye oynadığı dönemde sesini tamamen kaybetti ve doktorlar ‘Bir daha asla şarkı söyleyemezsin’ dedi. Bu süreçte grubun diğer üyeleri, o gruptan çıkmak isterken bile onu bırakmadı ve ameliyat sürecinde arkasında durdu. Sonuç: Ameliyattan sonra sesi daha da güçlendi ve müzik tarihinin en efsanevi albümlerini çıkardılar.
BTS – Seul, Güney Kore

Aranızda BTS’in bu listede olmasına şaşıranlar var biliyorum. Ama şaşırmayın: Onlar şu anda güncel olarak belki de en büyük hayran kitlesine sahip müzik grubu. 2013 yılında Güney Kore’nin başkenti Seul’de kurulan bu yedi kişilik dev kadro, müzik yapmakla kalmadı; Seul’ün hiperaktif, teknolojik ve renkli enerjisini tüm dünyaya yaydı.
BTS, Güney Kore kültürünü dünyaya yaymasıyla ünlü olduğu kadar kırdığı rekorlarla da meşhur. The Beatles’tan bu yana en kısa sürede dört albümüyle Billboard 200 listesinde 1 numaraya yükselen grup örneğin.
Daft Punk – Paris, Fransa
Kafalarına geçirdikleri robot kaskları ve gizemli tavırlarıyla elektronik müziğin seyrini değiştiren Daft Punk ikilisi, 1993 yılında modanın ve aşkın başkenti Paris’te kuruldu. Guy-Manuel de Homem-Christo ve Thomas Bangalter, Paris’in yeraltı kulüplerinden aldıkları ilhamı French Touch denen büyüleyici akıma dönüştürerek dünyayı yerinden oynattı.
Komik kısım grubun isminin nereden geldiği. Bu ikili Daft Punk’tan önce Darlin’ adında bir rock grubu kurmuştu. İngiliz bir müzik dergisi, yayınladıkları şarkı için daft punky thrash (çılgın, dandik punk kırıntısı) diye acımasız bir eleştiri yazdı. Gençlerimiz bu hakareti hiç dert etmeyip grubun ismini bulduk dediler ve derginin aşağılamak için kullandığı lafı alıp efsanevi gruplarının adı yaptılar.
Pearl Jam – Seattle, ABD

1990’ların başında, ABD’nin sürekli yağmur yağan, kasvetli ve kendi halindeki şehri Seattle’da bir şeyler patladı ve adına Grunge dendi. Ekose gömlekli, asi ve samimi gençlerin bağrından çıkan en büyük kahramanlardan biri de Eddie Vedder ve grubu Pearl Jam oldu. Seattle’ın kapalı havası, grubun müziğindeki soğuk ve samimi duyguya birebir yansıdı.
Peki Pearl Jam’in ilk zamanlardaki adının ne olduğunu biliyor musunuz? Ben söyleyeyim: Mookie Blaylock! Evet, bir NBA basketbolcusunun adını gruba vermişlerdi. Sonradan ismi Pearl Jam olarak değiştirseler de ilk albümlerine o basketbolcunun forma numarası olan Ten adını koyarak esprilerini devam ettirdiler.
Radiohead – Abingdon, İngiltere
Müziği bir sanat formuna dönüştüren, dinlerken insanı bambaşka alemlere götüren Radiohead, Oxford yakınlarındaki Abingdon adında minicik ve sakin bir İngiliz kasabasında kuruldu. Abingdon Erkek Okulu’nda okuyan beş kafadar, okulun müzik odasında takıla takıla müzik tarihinin en yenilikçi ve melankolik grubuna dönüştü.
Grubun ilk kurulduğundaki adının On A Friday (Bir Cuma Günü) olması liseli bir grup gencin esprisi anlayacağınız üzere. Neyse ki sonradan bu ismi değiştirip Radiohead yaptılar ve müzik dünyasına bir efsane daha eklediler.
Eğer bu efsane grupların doğduğu şehirleri ziyaret etmek isterseniz, müzik dolu seyahatiniz bir uçak bileti uzağınızda!

