Bazen bir evin mor kapısı, bazen çam ağaçlarının arasında yükselen cam bir malikane, bazen de şehrin orta yerindeki binanın giriş merdivenleri… Ekran başında saatlerimizi devirirken yalnızca ana karakterlere değil, onların hayatına ev sahipliği yapan o ikonik mekanlara da gönülden bağlanıyoruz. Yıllar geçse bile bir kareyle bizi geçmişe götüren bu yapılar, sinema ve dizi tutkunları için zamansız birer sembol haline geliyor.
Peki, ekranın bu tarafında hayranlıkla izlediğimiz o adreslere adım atıp o atmosferi birebir yaşamaya ne dersiniz? Dünyanın dört bir yanına yayılmış, izlerken kendi evimiz gibi benimsediğimiz o unutulmaz mekanların gerçek hayattaki izlerini sürdük. Hazırsanız, nostalji dolu bir popüler kültür yolculuğuna çıkıyoruz.
İkonik Dizi ve Film Evleri

Friends
Monica ve Rachel’ın mor kapılı dairesini ve binanın dış cephesini her gördüğümüzde içimizi kaplayan o sıcaklığı hatırlarsınız. İç çekimler stüdyo ortamında yapılmış olsa da dizide sürekli gördüğümüz o ikonik apartman New York’un Greenwich Village semtinde, Bedford Street ile Grove Street’in tam köşesinde duruyor. Altında Central Perk olmasa da şirin bir restoran var ve binanın önüne geldiğinizde kapıyı çalıp Monica’ya misafir olmak isteyeceksiniz. 😁
How I Met Your Mother
Ted ve ekibinin her akşam buluştuğu MacLaren’s Pub ve hemen üstündeki o efsanevi daire, çoğu izleyicinin hayallerini süslemiştir. Dizideki bar tamamen kurgusal bir set olsa da mimarisi ve sıcak havası Manhattan’daki McGee’s Pub’tan birebir ilham alınarak tasarlanmış. West 55th Street’te yer alan bu mekana yolunuz düşerse bir şeyler içip kendinizi yan masayı dinlerken hayal edebilirsiniz.
Sex and the City

Carrie Bradshaw’ın meşhur köşe yazılarını kaleme aldığı, penceresinden New York’u seyrettiği o ikonik dairenin merdivenleri hala şehrin en çok ziyaret edilen noktalarından biri. Hikayede Upper East Side’da gibi gösterilse de gerçek bina West Village’daki 66 Perry Street adresinde bulunuyor. Kapısının önünde fotoğraf çektirmek isteyen ziyaretçi akını yüzünden ev sahipleri merdivenlere zincir çekmek zorunda kalmış fakat bu adres, yine de ziyaret edilebilen bir nokta.
The Sopranos
Televizyon tarihinin en ilginç karakterlerinden Tony Soprano ve ailesinin yaşadığı o geniş bahçeli müstakil ev, New Jersey’nin huzurlu banliyö kasabası North Caldwell’de. Tony’nin sabahın erken saatlerinde bornozuyla gazetesini almaya çıktığı garaj yolu, gerçekte de tam olarak ekranda gördüğümüz gibi. Sokağın başında durduğunuzda kulaklarınızda o efsanevi jenerik müziğinin yankılanması kaçınılmaz.
Breaking Bad
Walter White’ın sıradan bir lise öğretmeninden karanlık bir imparatorluğa uzanan hikayesine ev sahipliği yapan o mütevazı konut, New Mexico’nun Albuquerque şehrinde (hatta internette adresi bile var:3828 Piermont Dr NE) bulunuyor. Dizinin kazandığı devasa kitle sonrası bazı fanatiklerin çatıya pizza fırlatma eylemleri yüzünden mülk sahipleri bahçeyi koruyucu çitlerle kapatmak zorunda kalmış. Yine de bu sokağa gelip o unutulmaz hikayenin geçtiği adrese bakmak bile büyük bir heyecan olsa gerek.
Sherlock

Sherlock Holmes uyarlamasında dedektifimizin adresi kağıt üzerinde Baker Street 221B olarak geçse de çekimlerin yapıldığı gerçek sokak Londra’daki 187 Gower Street. Asıl Baker Street’in aşırı kalabalık ve turistik yapısından kaçınmak için seçilen bu mekan, dizinin o gizemli ve gri İngiltere havasını birebir yaşatıyor.
The Office
Dunder Mifflin’in Scranton şubesi olarak hafızalarımıza kazınan gri ve bir o kadar da absürt olaylara sahne olan şirket binası aslında Pensilvanya’da yer almıyor. Dizinin dış çekimleri, bol güneşli California’nın Los Angeles kentinde (hatta yine tam adres verelim: 13927 Saticoy St, Panorama City) gerçekleştirildi. Michael Scott’ın pencereden bakıp komiklikler yaptığı bu mütevazı yapı, komedi tarihinin en ikonları arasında yer alıyor.
Game of Thrones
Gelelim neredeyse her yapının ikonik olduğu o diziye: Game of Thrones. Westeros kıtasının kaderini çizen o heybetli kaleleri gözlerinizle görmek isterseniz rotanızı Avrupa’ya gerekiyor. Stark ailesinin soğuk ve çetin evi Winterfell sahneleri için Kuzey İrlanda’daki Castle Ward ile İskoçya’daki Doune Kalesi kullanılırken; Lannister’ların evi (şatosu veya sarayı demek daha doğru olabilir) Casterly Rock için İspanya’da yer alan tarihi Trujillo Kalesi tercih edilmiş. Bu taş surların arasına girdiğinizde kendinizi bir anda entrikalarla dolu bir krallıkta bulacaksınız.
The Shining
Biraz da evlerden uzaklaşıp otellere bakalım. Sinema tarihinin en gerilim dolu mekanı sayılan Overlook Oteli, izleyen herkesin zihninde derin izler bıraktı kabul edelim. Stanley Kubrick’in bu şaheserinde otelin karlar altındaki ıssız dış sahneleri Oregon’daki Hood Dağı’nda yer alan Timberline Lodge’da çekilmiş. Yazar Stephen King’e hikayeyi kurgularken ilham veren asıl mekan ise Colorado’daki Stanley Hotel’miş.
Psycho
Başka bir ikonik otel daha! Alfred Hitchcock’un gerilim türüne yön veren başyapıtı Psycho’daki o ürpertici Bates Motel ve hemen arkasında tüm tekinsizliğiyle yükselen Victoria tarzı ev, sinemanın en unutulmaz mimari sembollerinden biri. Gerçek bir otel işletmesi olmaktan ziyade Universal Studios Hollywood platolarında özel olarak tasarlanan bu set, günümüzde hala stüdyo turlarında orijinal haliyle sergileniyor ve yanından geçerken bile tüyleri ürpertmeye yetiyor.
Twilight

Bella ile babası Charlie’nin hayatına tanıklık ettiğimiz o ahşap ev, senaryoda Washington’ın Forks kasabasında geçse de gerçek hayatta Oregon eyaletinin St. Helens kasabasında (yine tam adresi var: 184 S 6th St) yer alıyor ve bugünlerde Airbnb olarak kiralanabiliyor. Seride asıl göz kamaştıran yapı ise Cullen ailesinin ormanın derinliklerindeki modern cam evi. Bu cam kaplı mimari harikası, Oregon’un Portland şehrinde bulunan ve mimar Jeff Kovel tarafından tasarlanan ünlü Hoke House.
Parasite
Bong Joon-ho’nun sinema dünyasını altüst eden filmi Parasite’taki lüks, minimalist ve büyüleyici Park ailesi evi aslında çekimler için sıfırdan inşa edilmiş devasa bir plato setiymiş. Çekimler bittikten sonra sökülen bu yapının aksine, Kim ailesinin yaşadığı yarı bodrum katın yer aldığı sokak ve o ikonik merdivenler Seul’ün Mapo-gu semtinde ziyaretçilerini bekliyor.
Pride & Prejudice
2005 yapımı uyarlamada Mr. Darcy’nin ihtişamıyla göz dolduran malikanesi Pemberley, gerçekte İngiltere’nin Derbyshire bölgesinde bulunan Chatsworth House. Bahçeleri, göleti ve büyüleyici iç mimarisiyle bu tarihi konak, Mr. Darcy’nin dünyasına adım atmak ve o zamansız aşk hikayesini yerinde hissetmek için benzersiz bir mekan. Eğer bir İngiltere seyahati planlıyorsanız ziyaret listenize ekleyebilirsiniz.
The Notebook
Noah’ın Allie’ye olan imkansız aşkını kanıtlamak adına tutkuyla ve kendi elleriyle ayağa kaldırdığı o beyaz, mavi panjurlu rüya ev. Güney Karolina’daki Wadmalaw Adası’nda yer alan Martin’s Point Plantation isimli bu büyüleyici konak, filmin çekimlerinin ardından da tüm zarafetiyle korunmaya devam etmiş.
Eğer siz de en sevdiğiniz dizinin veya filmin çekildiği o ikonik evi görmek istiyorsanız yapmanız gereken ilk şey belli: Turna ile uçak bileti alıp otel rezervasyonu yapmak!

