Avrupa’nın o bildik, her köşesi kurallarla çevrili düzenli şehirlerinden biraz sıkıldıysanız, rotanızı İtalya’nın en asi, en renkli ve en iştah açıcı köşesine, Sicilya’nın kalbi Palermo’ya çevirmenin tam vakti. Burası, yüzlerce yıllık farklı medeniyetlerin birbiriyle kucaklaştığı, tarihin tozlu sayfalarının sokağa taştığı ve her bir mahallesinde ayrı bir hikayenin yazıldığı devasa, yaşayan bir müze. Palermo, ziyaretçilerine süslü püslü yalanlar söylemez; tüm yaşanmışlığı, güneşte kavrulmuş taşları ve bitmek bilmeyen enerjisiyle karşınıza tüm gerçekliğiyle dikilir ve bu kusurlu güzelliğiyle kendine aşık eder.

Bu şehri gerçekten hissetmek ve sevmek için onun o filtresiz, dağınık ve şenlikli ruhunu kucaklamanız şart. Dar sokaklarda başınızı yukarı kaldırdığınızda karşılıklı balkonlardan birbirine laf atan komşuları izlemek, Vespa’ların vızır vızır geçtiği köşelerde yönünüzü kaybetmek ve burnunuza gelen o enfes sokak lezzetlerinin peşine düşmek Palermo gezinizin en unutulmaz parçası olacak. Tüm o kusursuz görünme çabasından çok uzak, makyajsız haliyle bu cesur Akdeniz şehri, size telefonlarınızı cebinize koydurup tamamen içgüdülerinizle dolaşmayı öğretecek.
Palermo Gezilecek Yerler
Monreal Katedrali

Şehir merkezinin biraz dışında, bir tepenin üzerine kurulu olan Monreale Katedrali, buraya gelmek için harcayacağınız her saniyeye fazlasıyla değecek bir başyapıt. İçeri adım attığınız anda sizi karşılayan ve duvarları tamamen kaplayan o devasa, pırıl pırıl altın mozaikler karşısında nutkunuzun tutulacağından emin olabilirsiniz. Katedralin arka tarafındaki huzur dolu avluda kısa bir mola verip ince taş işçiliğini incelemeyi de sakın unutmayın.
Catacombe dei Cappuccini
Sizi biraz ürpertecek ama bir o kadar da büyüleyecek oldukça sıra dışı bir deneyime hazır olun. Capuchin Yeraltı Mezarları, duvarlar boyunca dizilmiş, en iyi pazar kıyafetlerini giymiş binlerce mumyalanmış bedene ev sahipliği yapıyor. Burası bir korku evinden ziyade, Palermo halkının geçmişte ölümle nasıl bir ilişki kurduğunu, sevdiklerini nasıl ölümsüzleştirmeye çalıştıklarını gösteren inanılmaz bir tarih müzesi.
Müze ile ilgili bilgi almak için web sitesine buradan ulaşabilirsiniz.
Piazza Castelnuovo

Palermo’nun tarihi ve tozlu sokaklarından sıyrılıp şehrin modern ve şık yüzüyle tanışmak isterseniz istikametiniz Piazza Castelnuovo olmalı. Çevresindeki palmiye ağaçları, şık kafeleri ve meydanın hemen yanı başındaki görkemli Politeama Tiyatrosu ile burası şehrin buluşma merkezi. Gezinizin yorgunluğunu atmak için meydanı gören bir kafede oturup, önünüzden akıp giden şık İtalyanları izleyerek nefis bir espresso yudumlamak için harika bir yerdesiniz.
Teatro Massimo

İtalya’nın en büyük, Avrupa’nın ise üçüncü büyük opera binası olan Teatro Massimo’yu görmeden Palermo’dan dönmek olmaz. Baba serisinin efsanevi üçüncü filminin o unutulmaz ve dramatik final sahnesinin çekildiği o görkemli merdivenlerde durduğunuzda tüyleriniz diken diken olacak. Vaktiniz varsa büyüleyici akustiği ve altın varaklı muazzam tavanını görmek için içerideki rehberli turlara katılmanızı veya bir akşam temsiline bilet almanızı şiddetle tavsiye ederiz.
Tiyatronun takvimini buradan inceleyebilirsiniz.
Orto Botanico di Palermo
Şehrin o bitmek bilmeyen enerjisi ve hareketliliği sizi biraz yorduğunda, sığınacağınız en güzel yeşil cennet Palermo Botanik Bahçesi’dir. Devasa gövdeleriyle fantastik bir film setini andıran asırlık Ficus ağaçlarının altında yürümek, nilüfer havuzlarının etrafında soluklanmak size inanılmaz iyi gelecek. Tropik bitkilerden Akdeniz florasına kadar binlerce türün bir arada yaşadığı bu egzotik bahçe, gölgede serinlemek ve doğanın tadını çıkarmak isteyenler için adeta gizli bir vaha.
Mondello Plajı

Tarihe ve kültüre kısa bir mola verip biraz deniz, kum, güneş demek isterseniz, Palermo halkının hafta sonu mola yeri olan Mondello Plajı sizi bekliyor. Şehir merkezinden kısa bir otobüs yolculuğuyla ulaşabileceğiniz bu körfez, turkuaz rengi suları ve incecik beyaz kumuyla harika bir Akdeniz Plajı. Sahil boyunca uzanan zarif manzaraya karşı, plaj çevresindeki restoranlarda enfes deniz ürünleri yiyerek gün batımının tadını çıkarabilirsiniz.
San Giovanni degli Eremiti Kilisesi

Palermo’nun çok kültürlü geçmişinin en fotojenik simgelerinden biri olan bu kilise, palmiye ağaçlarının arasından yükselen o canlı kırmızı kubbeleriyle hemen dikkatinizi çekecek. Dışarıdan bakıldığında bir camiyi andıran ancak aslında bir kilisenin içerisindeki minik ve huzurlu avlu, turunçgil ağaçlarının kokusu eşliğinde sessizliğin sesini dinlemek için güzel bir tercih.
La Vucciria
Palermo’nun gerçek ruhunu, o filtresiz ve samimi halini görmek istiyorsanız La Vucciria pazarına dalmalısınız. Gündüzleri taze balıkların, sebzelerin ve envaiçeşit baharatın satıldığı bu tarihi pazar, güneşin batmasıyla birlikte devasa bir sokak partisine dönüşüyor. Gürültülü müziğin birbirine karıştığı, dumanı tüten mangallarda pişen sokak lezzetlerinin iştahınızı kabarttığı dar sokaklarda yerel halkın arasına karışmanın keyfi gerçekten paha biçilemez.
Quattro Canti
Şehrin merkezinde, Via Maqueda ve Corso Vittorio Emanuele caddelerinin kesiştiği o büyüleyici Dört Köşe, Palermo’nun en zarif noktası diyebiliriz. Meydanı çevreleyen dört binanın kavisli cepheleri; dört mevsimi, dört İspanyol kralını ve şehrin dört koruyucu azizesini temsil eden harika barok heykellerle süslü. Tam ortasında durup etrafınızda kendi etrafınızda yavaşça bir tur attığınızda, mimarinin bu kusursuz simetrisi karşısında etkilenmemek mümkün değil.
Palazzo dei Normanni

Avrupa’nın en eski kraliyet ikametgahı olan Norman Sarayı, dışarıdan bakıldığında sade bir kale gibi görünse de asıl hazinesini içinde saklıyor. Sarayın içinde yer alan Palatine Şapeli, İncil’den sahnelerin anlatıldığı inanılmaz detaylı altın mozaikleri, Arap ustaların elinden çıkma ahşap tavanı ve büyüleyici atmosferiyle sizi masalsı bir boyuta taşıyacak. Tarih boyunca adayı yöneten farklı medeniyetlerin izlerini tek bir çatı altında, bu kadar ihtişamlı bir şekilde görmek gerçekten eşsiz bir deneyim.
Palermo’da Ne Yenir?

Söz konusu Palermo olduğunda, diyetinizi bir süreliğine rafa kaldırmanızda fayda var çünkü burası bir sokak lezzetleri cenneti. İlk tanışmanız gereken lezzet kesinlikle arancina. İçi kıymalı sos veya tereyağı-peynir dolgulu bu safranlı kızarmış pirinç topları, ayaküstü atıştırmalıkların şahıdır. Eğer biraz daha cesursanız, sokak tezgahlarında cızırdayan dalak sandviçi pani ca meusayı deneyebilir veya nohut unundan yapılan kızarmış incecik hamurlar olan panellenin tadına bakabilirsiniz.
Sokaklarda dolaşırken burnunuza gelen o enfes fırın kokusunun kaynağı ise genellikle süngerimsi hamuru, soğanlı, domatesli ve hamsili sosuyla Sicilya usulü kalın pizza sfincionedir. Tatlılara ve deniz ürünlerine geldiğimizde ise Sicilya’nın bir ada olduğunu tüm ihtişamıyla hissedersiniz. Rezene, çam fıstığı, kuş üzümü ve taze sardalya ile yapılan efsanevi makarna Pasta con le sarde, adanın lezzet profilini damaklarınıza kazıyacak harika bir ana yemektir. Üstüne enfes bir tatlı ziyafeti çekmek isterseniz, taptaze ricotta peyniriyle doldurulmuş çıtır çıtır cannoli sizi bekliyor olacak.
Palermo’ya Ne Zaman Gidilir?

Palermo, tipik bir Akdeniz iklimine sahip olduğu için aslında yılın her dönemi ziyaret edilebilecek şanslı rotalardan biri. Ancak en ideal ve keyifli seyahat deneyimi için rotanızı kesinlikle ilkbahar veya sonbahar aylarına çevirmelisiniz. Bu dönemlerde havalar şehri yürüyerek keşfetmek için ne çok sıcak ne de çok soğuk olur; üstelik yaz aylarındaki o devasa turist kalabalığından ve yüksek fiyatlardan da kurtulmuş olursunuz.
Yaz aylarında, özellikle Temmuz ve Ağustos, Palermo’ya gitmeyi planlıyorsanız, adanın kavurucu Afrika sıcaklarına teslim olduğunu bilmenizde fayda var. Şehir merkezinde taş binaların arasında nefes almak bile zorlaşabilir; ancak deniz tatili planlıyorsanız yaz ayları da sizin için oldukça eğlenceli geçebilir. Kış ayları ise oldukça ılık ve zaman zaman yağmurlu geçer; deniz tatili yapamayacak olsanız da, müzeleri rahatça gezmek ve daha ekonomik bir tatil planlamak için harika bir alternatiftir.
Palermo’ya Nasıl Gidilir?

Türkiye’den Palermo’ya gitmek için en yaygın ve pratik yöntem uçak yolculuğudur. Palermo’nun ana havalimanı olan Falcone-Borsellino Havalimanı (PMO), şehre hava yoluyla ulaşım sağlayan ana kapıdır. Türkiye’den direkt uçuşlar sezona veya hava yolu şirketlerine göre değişiklik gösterebiliyor; özellikle yaz aylarında direkt seferler veya charter uçuşlar bulmak mümkün olabiliyor. Eğer doğrudan uçuş bulamazsanız, hiç dert etmeyin; Roma, Milano veya Napoli gibi İtalya’nın büyük şehirlerinden yapacağınız kısa bir aktarmayla, hatta uygun fiyatlı yerel hava yollarıyla kolayca Palermo’ya inebilirsiniz.
Havalimanına indikten sonra şehir merkezine ulaşmak da oldukça zahmetsiz. Havalimanından kalkan Prestia e Comande otobüsleri veya Trenitalia’nın sağladığı ekspres tren seferleri sizi yaklaşık 45-50 dakika içinde doğrudan Palermo Merkez Tren İstasyonu’na ulaştıracaktır. Eğer daha özgür bir tatil planlıyorsanız veya muazzam İtalya manzaraları eşliğinde araba sürmek istiyorsanız araç kiralama seçeneğini de değerlendirebilirsiniz.

