PAYLAŞ
Madrid, modern, renkli ve dinamik bir Avrupa başkenti görmek isteyenlerin rotasını çevirebileceği bir kent. Zengin bir kültür ve sanat camiası ve canlı gece hayatı atmosferi ile ziyaretçilerine baş döndürücü ve tatmin edici bir seyahat vadeden Madrid, İspanya’nın başkenti ve Madrid bölgesinin yönetim merkezi. İber Yarımadası’nın kuzeyinde, kendisinden en uzak şehirlerle bile yalnızca 8 saatlik bir mesafe bulunan Madrid, tam ortasından geçen ünlü Manzanares Irmağı ile bugün hepsi birer tarihsel miras niteliğinde olan birçok mimari yapı, cadde ve bulvara sahip. Madrid uçak bileti seçeneklerine göz atın.

1. Museo Nacional del Prado’da Goya ve Velasquez’e hayran olun

İspanyol kralların, büyük iş adamlarının ve ülkenin tüm manastırlarından toplanan muhteşem bir koleksiyona sahip Museo Nacional del Prado’yu gezmek, Madrid’de yapılacak listesinde açık ara ilk sırada. Prado’nun koleksiyonunda iki İspanyol sanatçı Velazquez ve ondan ilham alan veliahttı modern sanatın da öncüsü olarak kabul edilen Francisco de Goya’nın yeri çok ayrı. The Clothed Maja (Kıyafetli Maja) ve The Naked Maja (Çıplak Maja) olmak üzere Goya’nın en gözde eserleri olan bu çalışmaların halen gizemi çözülebilmiş değil. Bir diğer önemli eseri de The Third of May (Mayıs’ın üçü) olan Goya’nın bu çalışması hem sanat hem de tarihin sembolik bir çalışması olarak kabul görüyor. 1814’de resmedilen The Third of May, 6 yıl öncesinde yaşanan, Fransız kuvvetlerinin İspanya’yı işgalini ve bu işgale karşı direnişi anlatıyor. Picasso, savaş karşıtı olan meşhur eseri Guernica’da bu resmin ana karakteri olan İsa’ya benzeyen ellerini kaldıran ana karaktere gönderme yapıyor. Goya sonraları aynı temayı Savaşın Felaketleri isimli bir seri ile daha da ileriye taşıyor. Bütün bu eserlerin hepsi müzenin giriş katında, El Greco eserlerinin yanında bulabilirsiniz.

2. Picasso’nun Guernica’sını inceleyin

Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofia’ya gelen insanların tek bir amacı var, o da 1937’de iç savaş döneminde yapılan Picasso’nun meşhur Guernica tablosunu görmek. O yılın Nisan ayında Franco’nun yerine araya giren Luftwaffe İspanya’nın Bask bölgesindeki Guernica’yı bombalayarak birçok sivil insanı hedef aldı. Picasso ise, olayların politik taraflarına yönelmek yerine, savaşın korkunç sonuçlarını yansıtmayı tercih etti. Kübizmin ve sürrealizmin karışımından oluşan bir teknik ile anlaşılması zor ancak çok güçlü bir sanat eseri ortaya çıkardı. Dünya Savaşı süresince ve sonrasında bu eser savaş karşıtı duyarlılık konusunda uluslararası bir üne ulaştı ve hatta Bask bağımsızlık hareketi için afiş dahi oldu. Picasso’nun ölümünün ardından eser de vasiyeti üzerine İspanya’ya kaldı. Ancak Picasso, bunun için demokrasinin tekrar sağlanması koşulunu öne sürdü. Nihayetinde İspanya 1981’de diktatörlükten kurtulduğunda, eser de Madrid’e getirildi.

3. Parque del Buen Retiro’nun gölünde gezintiye çıkın

Museo del Prado’nun arkasında Madrid’in en keyif verici yerlerinden biri olan El Parque del Buebn Retiro yer alıyor. Kraliyet ailesine mensup olan kişiler için tasarlanmış olan parkta IV. Felipe döneminde bahçe partileri ve su gösterileri yapılıyordu. Hatta 1639’da ki bir partide Napoli’den özel olarak getirtilen gümüş bir gondol gölde yüzüyordu. Çeşmeler, heykeller, 19. Yüzyıla ait narin Palacio de Cristal ve şimdilerde harabe halde olan porselen fabrikası hala o eski kraliyet bahçesi atmosferini yaşatmaya devam ediyor.

4. Nefis tapasların tadına bakın

Endülüslüler tarafından iç savaş döneminden sonra getirilen tapas kültürü, aslında Madrid’de yeni sayılabilecek bir kültür. Yerel lezzetlerden olan ağır ateşte pişmiş salyangozdan tutun kuzey ve güney İspanya’nın bölgesel lezzetlerine ve küçük ama çok lezzetli tapaslardan egzotik doğu-batı füzyonlarına kadar çok geniş bir yelpazeye sahip. La Latina ve Huertas gidilebilecek güzel yerlerden ikisi ancak Madrid’in her yeri güzel tapas yapan yerlerle dolu. Kendiniz deneyimleyip görebilirsiniz. İki yüz yıldan uzun süredir duvarlarında boğa kafaları bulunan Taberna de Antonio Sanchez (Meson de paredes 13) efsanevi bir yer. Taberna Almendro 13 fino ve manzanilla ile bol seçenekli tapas menüsü ile çok kalabalık bir gruba hizmet veriyor. Casa del Labra (Calle de Tetuan 12) Sosyalist Parti’nin kurulduğu Puerta del Sol’un hemen yanında bulunuyor ve halen eski usul yapılan lezzetlere sahip. Daha sofistike bir yer olan Bocaito (Calle de la Libertad 6) Endülüs tapaslarının en lezzetli örneklerini sunuyor.

5. Batı Avrupa’nın en büyük sarayında ihtişamı yaşayın

Madrid Kraliyet Sarayı (Real Sarayı/Palacio Real de Madrid) ihtişamlı bir 18. Yüzyıl şaheseri olarak Fransız dokunuşlarını yansıtıyor. 1734’de Noel zamanı Habsburg Alcazar her yeri yerle bir ettikten sonra V. Felipe için muhafazakâr krallığa yakışır daha güzel bir saray yaratma fikrinin de önü açılmış oldu. İtalyan üstatlar Sacchetti ve Sabatini tarafından tasarlanan saray o kadar konforluydu ki Napolyon, kardeşi Joseph’in Paris’teki evinden bile çok daha rahat ettiğini belirtmişti. XIII. Alfonso sarayda son yaşayan kraliyet mensubuydu. Günümüzde kraliyet ailesi şehir dışında daha az gösterişli bir yerde yaşamayı tercih ediyor. Madrid’in en büyük mimari yapısı, Batı Avrupa’nın ise en büyük kraliyet sarayı olan Real Sarayı, 135 bin m2 alana yayılmış 3.418 odayı barındırıyor.

6. Plaza Mayor’da Madrid ruhunu hissedin

Madrid’in ana meydanı olan Plaza Mayor, Orta Çağ’da bir pazar yeriyken günümüzde lüks restoranları, kafeleri ve geleneksel kutlamalarıyla Madrid’de turistlerin en çok ilgisini çeken, kentin gece gündüz capcanlı olan bölgesi. Yalnızca Madrid’in değil ülkenin de en önemli meydanlarından Plaza Mayor, tarihte boğa güreşlerinden festivallere, taç giyme törenlerinden halk buluşmalarına dek pek çok etkinliğin de merkeziydi. 1619’da kurulan meydan, etrafındaki kırmızı binaları ve atlı Kral III. Philip Heykeliyle zamanla Madrid’in sembollerinden biri hâline geldi. Plaza Mayor’un kuzey tarafında yer alan Casa la Panaderia’yı mutlaka görün zira bu yapı, karakteristiğini oluşturan duvar üzerindeki alegorik resimleriyle ünlü.

7. Santiago Bernabéu Stadyumu’nda heyecana doyun

1947’deki açılışından bu yana, adı ev sahibi takımı Real Madrid ile anılan Santiago Bernabéu Stadyumu (Estadio Santiago Bernabeu), Real Madrid maçlarının yanı sıra, çok önemli uluslararası turnuvalara ve final maçlarına ev sahipliği yapıyor. La Liga’nın bir numarası, gündemi belirleyen futbol kulübü, Şampiyonlar Ligi’nde tüm futbolseverleri mest eden futboluyla Real Madrid’i Santiago Bernabéu’da izlemenin keyfine paha biçilemez!

8. Puerta del Sol’den yürüyerek Madrid’i keşfedin

Pek çok ünlü cadde ve karayolunun kesiştiği, Madrid’in tam merkezinde şehrin en kalabalık meydanlarından olan Puerta del Sol, gezilecek yerlerinin çoğuna yürüme mesafesinde. Madrid’in genellikle ilk ziyaret edilen yerlerinden biri olan Puerta del Sol, tarihî yapılarıyla geçmişi, festivalleri, politik gösterileri, sokak sanatçıları ve çeşitli etkinlikleriyle bugünü aynı anda yaşayan kendine özgü bir atmosfere sahip. Opera House ve Plaza de Cibeles gibi ünlü yapılara da çok yakın olan meydandaki Kral III. Charles Heykeli’nin karşısında kırmızı tuğlalı yapısıyla ünlü Real Casa de Correos bulunuyor. Meydanda ayrıca Madridlilerin buluşma yeri olan Saat Kulesi, Madrid’in en önemli sembollerinden El Oso y El Madroño Heykeli’ni de görebilirsiniz.

9. Madrid gecelerini Flamenko izleyerek taçlandırın

Flamenko’nun doğduğu yer güney İspanya olsa da Madrid’de de en iyi örneklerini izleyebileceğinize emin olun. Fırsatını bulursanız klasik gitar ve dans gösterilerini de kaçırmayın. Madrid’in gündüzü kadar gecesi de hareketli, zira yemek sonrası birkaç saat geçirmek için adım attığınız trendy barlarla başlayan gece turunuza bir gelenek haline gelen flamenko şovlarıyla devam edebilirsiniz. Dilerseniz kulüp tarzındaki gece kulüplerinden elektro, house müzik meraklılarına hitap eden kulüplerle devam edebilirsiniz. Sabahın ilk ışıklarına kadar devam eden Madrid gece hayatından epeyce hoşlanacaksınız.

10. Debod Tapınağı’nda Mısır esintisine kapılın

Plaza de España yakınlarında antik bir Mısır tapınağı olan Debod Tapınağı (Templo de Debod), 1968’de Mısır Hükümeti tarafından Madrid’e bağışlanan bir yapı. MÖ 2’inci yüzyılda Mısır’ın güneyindeki Aswan’dan tanrı Amon ve Isis’e ithafen inşa edilen tapınak, Aswan Barajı’nın yapımı sırasında İspanyol arkeologların bölgedeki tapınakları sular altında kalmaktan kurtarması sonucu, teşekkür olarak Madrid’e geldi. Tapınağın iç kısmında, deşifre edilmiş hiyeroglif yazı örneklerini görebilirsiniz. Avrupa’nın en çok merak edilen şehirlerinden, İspanya’nın başkenti Madrid’de ayrıca klasik mimarinin güzelliğini keşfetmek için Calle de Alcala boyunca Plaza de Cibeles’e doğru yürüyün. Metropolis Binası’nın muhteşem kubbesi ve heykellerine dikkat edin. Cibeles’den Paseo del Prado’ya sapın, Parque Retiro’da göl kenarındaki biraz dinlendikten sonra içinde botanik bahçesi bulunan tren garı Atocha’ya kadar yürüyün. Bunları yaptıktan sonra, Madrid’i çok seveceksiniz eminim.

Henüz Yorum Yapılmamış

BİR CEVAP BIRAK

eighteen − 18 =

loading-YouTube-player_zps9255a050