Avrupa Gezi Rehberi Seyahat Rehberi Türkiye'de Gezilecek Yerler

Aşırı Sıcaklarda Seyahat Etme Stratejileri

Turna Genel

Yaz mevsimi yeni yerler keşfetmek için harika bir zaman olsa da, bazen hava şartları durumu tatlı bir geziden ziyade sıcakla mücadele operasyonuna dönüştürebilir. Tam en sevdiğiniz şehrin sokaklarına adım atacakken kapıdan vurucu bir fırın sıcağının gelmesi, bütün gezi enerjinizi bir anda emip götürebilir. Ama hiç endişelenmeyin; termometrelerin tavan yapması, tatil hayallerinizin suya düşeceği anlamına gelmiyor. 

Bu havalarda asıl mesele sıcağa meydan okuyup kendinizi helak etmek değil, onunla tatlı bir anlaşma yapmaktır. Birkaç pratik stratejiyle hem kavurucu günleri kolaylıkla atlatabilir hem de rotanızdan maksimum keyfi alabilirsiniz. 

sıcak

Uçak bileti almadan veya yola çıkmadan önce hava durumuna bakmak artık hepimizin el alışkanlığı, orası kesin. Ancak burada asıl dikkat etmeniz gereken detay derece değil, nem oranı. %40 nemdeki 35 derece ile %80 nemdeki 35 derece kesinlikle aynı şey değil. Nem yüksekse kendinizi sokakta yürürken bir buhar odasında gibi hissedebilirsiniz. O yüzden rotayı çizerken nem faktörünü mutlaka göz önünde bulundurun ve planlarınızı buna göre esnetin. 

Bir de varış noktanızdaki serin yerleri henüz evdeyken haritanıza işaretleyin. Buz gibi klimalı devasa müzeler, tarihi serin pasajlar, ulu ağaçlı gölgelik parklar veya dondurma molası verebileceğiniz sevimli kafeler listenizde olsun. Sıcak başınıza vurduğunda nereye kaçacağınızı önceden bilmek tatilde hayat kurtarır. Olası bir güneş çarpması ihtimaline karşı yakındaki sağlık kuruluşlarını ya da eczaneleri de haritada işaretleyip kafanızı rahat tutabilirsiniz.

Nefes alan pamuklu ve keten kumaşlar: Sentetik ve terleten kıyafetleri direkt evde bırakın. Derinizin nefes almasını sağlayan dökümlü, bol ve açık renkli parçaları valize atın. Bol bir keten gömlek sıcakta her zaman en büyük kurtarıcıdır. 

Geniş kenarlı şapka ve UV korumalı gözlük: Şapka sadece kombin tamamlayan bir aksesuar değil; kafanızı ve yüzünüzü güneşin gazabından koruyan en temel kalkanınız. Şemsiye gibi geniş kenarlı modeller bu havalarda altın değerindedir. 

Taşınabilir mini vantilatör veya yelpaze: Bazen bir otobüs durağında ya da müze kuyruğunda beklerken o minik rüzgar size dünyalara bedel gibi gelecek, emin olun.

Yüksek faktörlü güneş kremi: Geniş spektrumlu bir güneş kremini çantanızın demirbaşı yapın ve plajda olmasanız bile şehir gezerken bolca sürün. 

Matara: Plastik şişedeki suyunuzun 10 dakikada ılık çaya dönüşmesini istemiyorsanız, buzlu suyunuzu saatlerce soğuk tutacak iyi bir matara edinin. 

Saat 11.00 ile 16.00 arası güneşin tam tepede olduğu ve herkesin gölgelere çekildiği saatler. Bu dilimde açık havada uzun yürüyüşler yapmaya çalışmak yerine rotanızı kapalı ve serin alanlara kırın. Görkemli bir müzeyi gezmek, tarihi bir binanın kalın taş duvarları arasında serinlemek ya da klimalı şık bir restoranda uzun bir öğle yemeği yemek zamanı değerlendirmenin en keyifli yoludur. 

Peki şehrin sokaklarını ne zaman keşfedelim? Yanıt basit: Kuşlar uyanırken veya güneş batarken.😁Sabahın ilk ışıklarında sokaklar hem serindir hem de etrafta henüz turist kalabalığı olmaz. Fotoğraf çekmek için de en tatlı ışığı bu saatlerde yakalarsınız. Gün batımından sonra ise şehir bambaşka bir havaya sahip olur; açık hava gezilerinizi ve akşam yürüyüşlerinizi bu saatlere saklayabilirsiniz.

Klima yorumlarını okumadan kalacak yer seçmeyin: Otel veya daire kiralarken kullanıcı yorumlarında klima detayına mutlaka bakın. Gece sıcaktan uyuyamamak bütün tatil enerjinizi yok edebilir. 

Gündüz perdeleri kapalı tutun: Odanızdan çıkarken perdeleri ve panjurları kapatın ki içeri doğrudan güneş girmesin. Akşam yorgun argın döndüğünüzde fırın gibi bir odayla karşılaşmamış olursunuz. 

Her yere yürümeye çalışmayın: Şehir içi gezilerde asfaltın sıcağı ayakkabınızdan geçer. Mesafe kısa bile görünse klimalı metro, otobüs veya taksi gibi alternatifleri değerlendirmekten çekinmeyin. 

Uzun sürüşleri serin saatlere denk getirin: Eğer araç kiralayarak geziyorsanız, şehirler arası veya uzun mesafeli sürüşleri sabahın çok erken saatlerine ya da akşam vaktine planlayın.

Seyahat önce kontrollerinizi yapın: Bir sağlık probleminiz varsa veya sadece daha temkinli olmayı tercih ediyorsanız seyahate çıkmadan önce mutlaka doktorunuzla görüşün. Turna Mobil Uygulama

Sık sık su için: Vücudunuz alarm verdiğinde zaten su kaybetmeye başlamışsınız demektir. Yanınızda taşıdığınız mataradan gün boyunca sık sık küçük yudumlar alın. 

Maden suyu ve mineral takviyesi: Çok terlediğiniz günlerde sadece su içmek bazen yetmeyebilir. Kaybettiğiniz tuz ve mineralleri geri almak için gün içinde bir maden suyu içmeyi ihmal etmeyin. 

Ağır ve yağlı yemeklere ara verin: Ağır, kızartmalı ve bol hamurlu yemekler vücut ısınızı daha da artırır ve sizi feci şekilde ağırlaştırır. Bunun yerine zeytinyağlılar, taze salatalar, soğuk çorbalar ve meyvelerle hafif beslenin. 

Güneş kremini tazelemeyi unutmayın: Sabah bir kere sürüp çıkmak maalesef gün boyu korumaz. Terledikçe ya da yüzdükten sonra kreminizi 2-3 saatte bir mutlaka yenileyin. 

Vücudunuzun sinyallerini dinleyin: Baş dönmesi, göz kararması ya da hafif bir mide bulantısı hissederseniz planı zorlamayın. Hemen gölge bir yere çekilip oturun, bir şeyler için ve dinlenin; hiçbir gezi rotası sağlığınızdan önemli değil.

Sıcakla strateji kurmakla, nemle pazarlık etmekle hiç uğraşmak istemiyorsanız da, rotayı tamamen serin coğrafyalara kırmaya ne dersiniz? Dünyanın dört bir yanında yazın ortasında bile püfür püfür esen, insanı ferahlatan ve sıcağı unutturan harika noktalar var. Bavulunuza hafif bir ceket atıp kavurucu günleri geride bırakabileceğiniz en keyifli serin rotalar:

Tallinn, Estonya: Akdeniz’in kavurucu neminden uzak, son derece ılık ve ferahlatıcı bir havada Orta Çağ sokaklarını terlemeden keyifle keşfetme imkanı sunuyor.

Reykjavik, İzlanda: Yazın tam ortasında bile hava sıcaklığının 15 dereceyi pek geçmediği, buzullar, devasa şelaleler ve gayzerler arasında gezebileceğiniz tam bir serinleme cenneti.

Bergen, Norveç: Kavurucu yaz sıcaklarını tamamen unutturan püfür püfür fiyort havası, masmavi suları ve dik dağlarıyla doğa tutkunları için mükemmel bir nokta.

Dublin, İrlanda: Yaz ortasında bile tatlı bir esinti ve arada tatlı tatlı çilseleyen yağmuruyla, sıcak havadan fersah fersah uzaklaşmak isteyenler için harika bir alternatif.

Hokkaido, Japonya: Japonya’nın ana karası yazın nemden ve sıcaktan kavrulurken, en kuzeydeki Hokkaido adası tatlı esintileri, renkli lavanta tarlaları ve ılık havasıyla mükemmel bir serinleme noktası sunuyor.

Cusco, Peru: Yüksek irtifası sayesinde gündüzleri tatlı bir ılıklık, akşamları ise serin bir dağ havası sunuyor. İnka mirasını nemden ve aşırı sıcaktan bunalmadan rahatça keşfedebilirsiniz.

Rize & Artvin Yaylaları: Karadeniz’in yüksek rakımlı yaylaları, bulutların üzerindeki konumu ve nemden uzak serin esintileriyle kavurucu yaz günlerinde adeta bir vaha gibi gelir. Dilerseniz Türkiye’nin En Serin Yaylaları yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Turna Otel
Seyahat ve Turizm alanında içerik üreticisi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir