Uzun mesafeli uçuş planı yaparken en az koltuk seçimi kadar önemli bir başka konu da uçuş saati. Gündüz mü uçmalı, yoksa gece uçağı mı daha mantıklı? Özellikle uzun saatler süren bir yolculuk söz konusuysa, bu tercih hem uçuş konforunuzu hem de vardıktan sonraki ilk gününüzü doğrudan etkileyebiliyor.
Aslında bu sorunun net ve tek bir cevabı yok. Çünkü herkesin uyku düzeni, yolculuk beklentisi ve uzun uçuşlara verdiği tepki farklı. Bazı yolcular gündüz uçuşlarında zamanı daha rahat geçirirken, bazıları da gece uçağına binip uyuyarak yolu kısaltmayı tercih ediyor. Gelin, gündüz ve gece uçuşlarının artılarını ve eksilerini birlikte değerlendirelim; uçak bileti alırken de bu değerlendirmeleri göz önünde bulunduralım. ✈️
Gündüz Uçuşunun Avantajları / Dezavantajları

Gündüz uçuşlarının en büyük avantajı, bedenin doğal ritmine daha uygun olması. Gün içinde uyanık olduğunuz için uçakta film izlemek, kitap okumak, çalışmak ya da manzarayı seyretmek çok daha kolay oluyor. Özellikle uzun uçuşlardan hoşlanmayanlar için gündüz saatlerinde zamanın daha kontrollü aktığını hissetmek psikolojik olarak da rahatlatıcı olabiliyor.
Diğer yandan gündüz uçuşlarının bazı dezavantajları da var. Uçuş süresince uyumak zor olabildiği için yolculuk daha uzun hissedilebiliyor. Varış saatinin akşam ya da geceye denk gelmesi durumunda ise yorgunluk birikmiş olabiliyor. Yoğun saatlerde yapılan gündüz uçuşlarında havaalanlarının daha kalabalık olması da bazı yolcular için ekstra stres anlamına geliyor.
Gece Uçuşunun Avantajları / Dezavantajları

Gece uçuşları özellikle yolculukta uyuyabilenler için oldukça cazip. Uykunuzu uçakta alıp, varış noktasına daha dinç inme fikri kulağa çok hoş geliyor. Gece saatlerinde hava trafiği görece daha sakin olduğu için de uçuşlar daha stabil geçebiliyor ve havaalanları da gündüze göre daha rahat olabiliyor.
Ancak gece uçuşu herkes için aynı konforu sunmuyor. Uçakta uyuyamayanlar için bu yolculuk oldukça zorlayıcı olabiliyor. Uyku bölünmesi, koltuk konforu ve saat dilimi farkı birleştiğinde varışta ciddi bir sersemlik yaşanabiliyor. Özellikle iniş sonrası doğrudan güne başlamak zorunda kalanlar için gece uçuşları yorucu bir deneyime dönüşebiliyor. Eğer inişiniz de geceyse ulaşım da bir sorun olabiliyor.
İlk Kez Uzun Uçuş Yapacaklar İçin En Rahat Uçuş Saatleri

İlk kez uzun mesafeli bir uçuş yapacaksanız, vücudu çok zorlamayan saatleri tercih etmek işleri kolaylaştırır. Genellikle sabah geç saatlerde ya da öğleye doğru kalkan uçuşlar, uyku düzenini altüst etmeden yolculuğa adapte olmanızı sağlar. Bu saatlerde hem uyanık olursunuz hem de uçuş boyunca yapılacak şeylerle zamanı daha rahat geçirirsiniz.
Gece uçuşları ilk kez uzun yolculuk yapacaklar için biraz riskli olabilir. Uçakta uyuyamama ihtimali, yolculuğun zihinsel olarak daha yorucu geçmesine neden olabilir. Bu yüzden ilk deneyimde gündüz uçuşları, vücudun tepkisini ölçmek açısından daha güvenli bir tercih. Ama yine hatırlatalım: Bu karar kişiden kişiye değişebiliyor, vücudunuzu ve yolculuk tercihlerinizi en iyi siz bilirsiniz.
Red Eye Flight / Kırmızı Göz Uçuşu Nedir?

Red eye flight, genellikle batıdan doğuya doğru yapılan gece uçuşları için kullanılıyor. Bu uçuşlar çoğunlukla gece geç saatlerde başlıyor ve ertesi sabah erken saatlerde varış noktasına ulaşıyor. Özellikle uzun mesafeli, kıtalar arası seyahatlerde sıkça karşımıza çıkan bir uçuş terimi.
Bu tür uçuşların zorlayıcı olmasının temel nedeni birkaç faktörün aynı anda devreye girmesi. Gece geç saatte başlayan yolculuk, uçuş süresinin tam anlamıyla uyumaya yetmemesi ve doğu yönüne yapılan seyahat sebebiyle yaşanan zaman kaybı bir araya geliyor. Sonuç olarak, yeterince dinlenemeden geçen bir gece ve varışta hissedilen o meşhur kırmızı göz yorgunluğu ortaya çıkıyor. Bu nedenle red eye flight, genellikle deneyimli yolcuların ya da varışta hemen dinlenme imkanı olanların tercih ettiği bir uçuş türü olarak biliniyor.

