PAYLAŞ

Ünlü arkeolojik kalıntıları ve güzel plajları ile Rodos, Avrupa‘nın en iyi turistik yerlerinden biri. Bu belki de Yunanistan‘ın Dodecanese Adaları’nın en büyüğü olduğu için. Ada muhtemelen Yunan güneş tanrısı Helios’un MÖ 226’daki bir deprem tarafından tahrip olan heykeli Rodoslu Kolossos’dan dolayı çok ilgi çekiyor. Rodos, gezginlere antik tapınak kalıntılarını keşfetmek ve daha sonra dünyanın güzelliğini gözler önüne sererken güzel bir kumsalda dinlenmek için eşsiz bir fırsat sunuyor. Rodos’un başlıca turistik yerlerine genel bir bakış atmak gerekirse:

Mandraki Limanı

Mandraki Limanı, Rodos’ta sadece yatlar için özel olan üç limandan biri. Dünyanın Yedi Harikasından biri olarak düşünülen Rodos heykeli, bir zamanlar bu limanda duruyordu. Günümüzde ziyaretçiler, geyik heykellerini, ortaçağ yel değirmenlerini ve St. Nicholas kalesini girişinde bulabiliyorlar. Yel Değirmenleri bir zamanlar eski kargo gemileri tarafından limana getirilen tahılları öğütmek için kullanılırdı; değirmenlerin çoğu parçalanmış ancak üçü yenilenmiştir. Mandraki Limanı bir zamanlar Rodos’un askeri limanıydı ve zincirlerle kapatılıyordu. Şimdi yatlar, yolcu gemileri ve balıkçı tekneleri limanı paylaşıyor.

Antik Kamiros

Kamiros, Rodos’un kuzeybatı kıyısındaki antik bir şehir. Kamiros, Rhodes şehir devletini kurmak için diğer iki Dor kenti ile birleşmişti. Bununla birlikte, sakinleri yavaş yavaş Kamiros’tan ayrılıp Rodos şehrine taşındılar. Homeros’un yazılarında bahsedilen ormanlar, 1929’da eski mezarlar keşfedilene ve Kamiros’tan bir kazı yapılıncaya kadar şehri kapladı. Arkeologlar, Athena tapınağının Akropolis’in üzerinde olduğunu ancak M.Ö. 226’da meydana gelen bir depremle tahrip olduğunu düşünüyorlar. Kent üç seviyede inşa edilmiştir: üstte Akropolis, ortada vatandaşlar ve altta su deposu.

Anthony Quinn Koyu

Anthony Quinn Meksika’dan gelmiş olabilir, ancak Yunanistan’daki Zorba’yı, Faliraki’de çekilen Guns of the Navarone’u da içeren birkaç film çekti. Oradayken, aktör koyu satın aldı. Bu nedenle, koyun adı Vagies Koyu’ndan Anthony Quinn Koyu’na değiştirildi. Bu koy, Faliraki’ye sadece bir mil uzakta yer alıyor. Kayalık çevresi ve berrak zümrüt renkli suları nedeniyle, Rodos’un en güzel kumsallarından biri olarak kabul edilir. Koy, yelkenli tekneler ve küçük su araçları için popüler bir bağlanma noktasıdır.

Tsambika Manastırı

Dini bir ortamda muazzam manzaralar arayan gezginler, bir tepede yer alan Tsambika Manastırı’nı ziyaret etmenin tadını çıkarabilirler. Rodos şehrinden yaklaşık 25 km uzaklıktaki tepenin üstünde, Meryem Ana’ya ithaf edilen küçük bir Bizans kilisesi var. Yerel bir efsaneye göre eğer bir kadın tepeye çıplak ayakla tırmanırsa ona bir çocuk bağışlanacağını ve manastırın adını çocuğa vermesi gerektiği söylenir. Birçok ada sakini bu ismi verdiğinden efsane doğru olmalı. İlk manastırın orijinleri belirsizdir, ancak 1770’de aynı yere yeniden bir manastır inşa edildi.

Faliraki Plajı

Parti seven ziyaretçiler, Rodos’un en popüler sahil beldesi olan Faliraki plajına gitmeyi tercih ediyor. Günler boyunca, sahilde renkli şeritli şemsiyelerin altında uzanıyor; gece parlak renkli neon ışıklarıyla eğleniyorlar. Alışverişten, bungee jumpinge kadar, Faliraki plajında her şey var. Faliraki, Avrupa’nın en büyük su parkına ev sahipliği yapıyor; parkın çocuklar için özel bir bölümü de var. Ziyaretçiler güvenli koşullar altında kendilerini eğlendirebilirler, zira Faliraki plajında Çevre Eğitim Vakfı’ndan 12 mavi bayrak bulunuyor.

Lindos Plajı

Rodos şehrinin 50 km güneyinde bulunan Lindos, antik kalıntıları ve harika plajları nedeniyle popüler bir yer. M.Ö. 10. yüzyıla kadar uzanan bir tarihe sahip olan Lindos, bir zamanlar Rumlar ve Fenikeliler için bir buluşma yeri olmuş ve daha sonra önemli bir ticaret merkezi haline gelmiştir. Bir zamanlar ortaçağın ilk döneminde terk edilen büyük bir tapınak kompleksi vardı; bugün ise önemli bir arkeolojik alan. Sahil yoğun bir yer, birçok İngiliz sakini burada bütün yazlarını geçiriyorlar. Masmavi koy suları, Rodos’ta özellikle Lindos Plajı’nı güzel bir turistik cazibe merkezi haline getiriyor.

Monolithos Kalesi

Bir zamanlar, Monolithos Kalesi, Rodos’un en güçlü kalelerinden biri olarak kabul edilirdi. 1470’de inşa edilmiş olan kalenin bugün çoğu dış duvarı zamana yenik düştü. Bununla birlikte, kalan bir şey, denize bakan tepenin üstünden müthiş bir manzaraya sahip. Bu manzaranın keyfini çıkarmak için, ziyaretçilerin küçük dik merdivenlerle tırmanmaları gerekiyor; tırmanış çok yorucu, bu yüzden ziyaretçilere dinlenmek için sık sık mola vermelerini öneriyoruz. Eski bir kale içinde kurulan kalede ziyaretçiler 15. yüzyıldan kalma iki adet şapel bulabilirler.

Tsambika Plajı

Tsambika Plajı, Rodos’un en güzel plajlarından biri olarak kabul ediliyor. Nasıl edilmesin ki? Turkuaz mavi sular, yarım mil uzunluğundaki saf altın renkli kumlara vururken aksini söylemek güç. Ortodoks kilisesi tarafından sahip olunan Tsambika Plajı, Tsambika Manastırı’nın bulunduğu bir zirveye bakıyor. Su sığ ve kumlu olduğu için, plaj, ailelerin güneş altında eğlenip, şemsiye altında yatarken ya da su sporlarına katılabileceği iyi bir yer olarak göze çarpıyor. Sahilde bir bölüm çıplaklar için ayrılmıştır.

Lindos Akropolisi

Lindos Akropolü, Yunanlardan Osmanlı’ya kadar birçok güç tarafından işgal edildiğinden arkeolojik açıdan ilginç bir alan. Denize bakan 115 metre yüksekliğinde bir kaya üzerinde panoramik bir yer. Bir patikadan dik bir yürüyüşle ulaşılabiliyor ama buna değer. Tepeye varınca, 20 beyaz Helenistik sütun ve Athena Lindia’ya ait tapınak kalıntılarıyla çevrili iyi korunmuş bir Akropolis bulabilirsiniz. Üstte gölgelik bir alan yok, bu nedenle ziyaretçilere şapka takmalarını ve bolca su içmelerini öneriyoruz.

Rodos’un Orta Çağ Kenti

İsa’nın doğumundan yüzlerce yıl öncesine dayanan Rodos Orta Çağ Kenti’ne yüzyıllar boyunca işgalciler damgasını vurdu. Bu antik kenti en çok etkileyen fatihler, 1308’den 1523’e kadar Rodos’u işgal eden Saint Jon Şövalyeleri idi. Onların merkezi olarak görev yapan Büyük Ustalar Sarayı, İskenderiye’de kurulan en büyük anıtlardan biri. Şövalyeler Sokağı ve 4 km uzunluğunda duvara sahip olan yukarı şehir, Gotik mimarinin çok güzel bir örneği. Aşağı şehir, Osmanlılar tarafından eklenen camiler ve hamamlar gibi bezemelere sahip. Yürümek ise bu bölgeyi keşfetmek için en iyi yol.

Henüz Yorum Yapılmamış

BİR CEVAP BIRAK

15 + nine =

loading-YouTube-player_zps9255a050