PAYLAŞ

Paris ve Roma’yı aklınıza getirince kısmen de olsa benzer görüntüler karşınıza çıkar. İspanya‘nın başkenti Madrid ise tarifi zor o muhteşem tarihi atmosferi ile hepsinin önünde yer alıyor.

1561’de şımarık bir kralın emriyle kurulan Madrid, son yıllarda demokratik gelişmeler şehre yeni bir dinamizm, zenginlik ve muhteşem kültürel etkinlikleri de beraberinde getirdi. İşte sizler için hazırladığımız ve Madrid seyahatinizi kolaylaştıracak bir yazı.

Madrid uçak bileti seçeneklerine göz atın.

Madrid’de Yapılacak Şeyler

1. Museo Nacional del Prado’da Goya ve Velasquez’i görün

Museo Nacional del Prado dünyanın en geniş ve en prestijli tablolarına ev sahipliği yapıyor. İspanyol kralların, büyük iş adamlarının ve ülkenin tüm manastırlarından toplanan muhteşem bir koleksiyona sahip olan müze bu şehirde yapılacaklar listesinde açık bir şekilde ilk sırada geliyor.

Prado’nun koleksiyonunda iki İspanyol sanatçının yeri çok ayrı. Biri Velazquez; diğeri de ondan ilham alan veliahttı modern sanatın da öncüsü olarak da kabul edilen Francisco de Goya. Goya’nın en gözde eserleri “The Clothed Maja (Kıyafetli Maja) ve “The Naked Maja” (Çıplak Maja). Bu manken hala gizemini korumaya devam ederek tarihin bilinmezleri arasında yer alıyor. Bir diğer önemli eseri de “The Third of May” (Mayısın üçü). Bu eser hem sanat hem de tarihin sembolik bir çalışması olarak kabul görüyor. 1814’de resmedildi ancak altı yıl öncesinde yaşanmış olan Fransız kuvvetlerinin İspanya’yı işgalini ve bu işgale karşı olan direnişi anlatıyor. Picasso savaş karşıtı olan meşhur eseri Guernica’da bu resmin ana karakteri olan İsa’ya benzeyen ellerini kaldıran ana karaktere gönderme yapıyor. Goya sonraları aynı temayı “Savaşın Felaketleri” isimli bir seri ile daha da ileriye taşıyor. Bütün bu eserlerin hepsi müzenin giriş katında, El Greco eserlerinin yanında bulabilirsiniz.

2. Picasso’nun Guernica Eseri

Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofia’ya gelen insanların tek bir amacı var. 1937’de iç savaş döneminde yapılan Picasso’nun meşhur Guernica tablosu. O yılın Nisan ayında Franco’nun yerine araya giren Luftwaffe İspanya’nın Bask bölgesindeki Guernica’yı bombalayarak birçok sivil insanı hedef aldı. Olayların politik taraflarına yönelmek yerine Picasso direkt olarak savaşın korkunç sonuçlarını yansıtmayı tercih etti. Kübizmin ve sürrealizmin karışımından oluşan bir teknik ile anlaşılması zor ancak çok güçlü bir sanat eseri ortaya çıkarttı.

1. Dünya Savaşı süresince ve sonrasında bu eser savaş karşıtı duyarlılık konusunda uluslararası bir üne ulaştı ve hatta Bask bağımsızlık hareketi için de afiş dahi oldu. Picasso 1973 yılında öldü ve eser de vasiyeti üzerine İspanya’ya kaldı ancak bunun için tek şart demokrasinin tekrar sağlanması koşuluyla olmasıydı. Sonunda 1981 yılında İspanya diktatörlükten kurtulunca eser de Madrid’e getirildi.

3. Parque del Buen Retiro’da Gölde Gezintiye Çıkın

Museo del Prado’nun arkasında Madrid’in en keyif verici yerlerinden biri olan El Parque del Buebn Retiro yer alıyor. Kraliyet ailesine mensup olan kişiler için tasarlanmış olan parkta IV. Felipe döneminde bahçe partileri ve su gösterileri yapılıyordu. Hatta 1639’da ki bir partide Napoli’den özel olarak getirtilen gümüş bir gondol gölde yüzüyordu. Çeşmeler, heykeller, 19. Yüzyıla ait narin Palacio de Cristal ve şimdilerde harabe halde olan porselen fabrikası hala o eski kraliyet bahçesi atmosferini yaşatmaya devam ediyor.

4. Tapasların Tadına Bakın

Tapas kültürü Madrid’e yeni sayılabilecek bir kültür. Endülüslüler tarafından iç savaş döneminden sonra getirildi. Çeşitlilik inanılmaz denebilecek kadar fazla. Yerel lezzetlerden olan ağır ateşte pişmiş salyangozdan tutun kuzey ve güney İspanya’nın bölgesel lezzetlerine ve küçük ama çok lezzetli tapaslardan egzotik doğu-batı füzyonlarına kadar çok geniş bir yelpazeye sahip. La Latina ve Huertas gidilebilecek güzel yerlerden ikisi ancak Madrid’in her yeri güzel tapas yapan yerlerle dolu. Kendiniz deneyimleyip görebilirsiniz.

İkiyüz yıldan uzun süredir duvarlarında boğa kafaları bulunan Taberna de Antonio Sanchez (Meson de paredes 13) efsanevi bir yer. Taberna Almendro 13 fino ve manzanilla ile bol seçenekli tapas menüsü ile çok kalabalık bir gruba hizmet veriyor. Casa del Labra (Calle de Tetuan 12) Sosyalist Parti’nin kurulduğu Puerta del Sol’un hemen yanında bulunuyor ve halen eski usul yapılan lezzetlere sahip. Daha sofistike bir yer olan Bocaito (Calle de la Libertad 6) Endülüs tapaslarının en lezzetli örneklerini sunuyor.

5. Batı Avrupa’nın En Büyük Sarayını Görün

Real Sarayı ihtişamlı bir 18. yüzyıl şaheseri olarak Fransız dokunuşlarını yansıtıyor. 1734’de Noel zamanı Habsburg Alcazar her yeri yerle bir ettikten sonra V. Felipe için muhafazakar krallığa yakışır daha güzel bir saray yaratma fikrinin de önü açılmış oldu.

İtalyan üstadlar Sacchetti ve Sabatini tarafından tasarlanan saray o kadar konforluydu ki Napolyon, kardeşi Joseph’in Paris’te ki evinden bile çok daha rahat ettiğini belirtmişti.

XIII. Alfonso sarayda son yaşayan kraliyet mensubuydu. Günümüzdeki kraliyet ailesi şehir dışında daha az gösterişli bir yerde yaşamayı tercih ediyorlar.

Henüz Yorum Yapılmamış

BİR CEVAP BIRAK

11 + seven =

loading-YouTube-player_zps9255a050