PAYLAŞ

Türkiye’nin üçüncü en büyük adası Bozcaada’yı görmek için nedenler saymakla bitmez. Sakinlik isteyenler için olduğu kadar hoş sohbetlere ve leziz Ege yemeklerine doymak isteyenlerin de uğrak noktası olmuş, tarih meraklılarını da tatmin edecek sayısız medeniyeti ağırlamış, üstelik günbatımında eşsiz manzaralara sahip bir ada burası.

Çanakkale’ye bağlı, Türkiye’nin köyü olmayan bu tek taşra ilçesine ulaşmak için Geyikli’den arabalı vapura binmek yeterli. Anakaraya 6 km uzaklıkta olduğundan, ortalama yarım saatte ulaşabiliyor. Yoğun yaz dönemlerinde araba ile gidilecekse rezervasyon yaptırmak önemli, biletler gidiş dönüş alınsa da dönüş tarihi ve saati belirtilmediği için, dönüş seferinde yer kalmayabilir.

Bozcaada-Meydan

Adanın neredeyse her yanına dolmuşla gitmek mümkün olduğundan ve gereksiz trafik veya masraftan kaçınmak için yaz dönemi arabayı Geyikli’de bırakıp geçmek en mantıklısı. Okullar kapandıktan sonra ise dolmuş veya taksi bulmak zorlaştığından araba ile keşif ideal olacaktır. Ada seferleri yaz dönemi sıklaşsa da, sonbahar ve kış aylarında da adanın bambaşka güzelliklerini daha dingin bir ortamda keşfetmek isteyenler ve yerliler için sürmekte. Özellikle deniz suyunun sıcaklaştığı Eylül ve Ekim aylarını kaçırmamak gerek.

Heredot’un mısralarına konu olmuş, Troya savaşında üs olarak kullanılmış bu adaya geçmeden öce çok yakınındaki 5000 yıllık Troya antik kentini ziyaret etmek bu yolculuğun başlangıcı sayılmalı; Persler, Romalılar, Bizans derken Türk toprağı sayılmadan önce Venedik, Ceneviz, Rus, Fransız ve İngiliz istilasına uğramış bu adayı, antik kenti ziyaret ettikten sonra deneyimlemek daha derin izler bırakacaktır. Eskiden “Tenedos” olarak adlandırılan Bozcaada, Fatih Sultan Mehmet döneminde Gökçeada ile birlikte fethedilmiş, Lozan Antlaşması ile de ancak 1923’te Türkiye’ye bağlanmış. Bu yıllarda yarı yarıya olan Rum nüfusu bugün sadece birkaç aileden ibaret.

Bozcaada Gezilecek Yerler

Tarihin dehlizlerinde daha derin yol almak, adayı daha yakından tanımak isteyenler için “Bozcaada Yerel Tarih Müzesi” gezilmesi gereken yerlerden. Restore edilmiş eski bir Rum evi olan bu müzede, her bir oda tarihin ayrı bir dönemine ışık tutmakta. Her odada ayrı bir döneme ait fotoğraflar, belgeler, eski Rum yaşantısına ve Çanakkale Savaşı dönemine ait eşyalar, yabancı askerlerin adadan gönderdiği kartpostallar, eski dönemlerin kültürünü ve yaşam biçimini anlatan esnaflara ait canlandırmalar, hatta yaşı yetenlerin aşina olduğu eski markalardan koleksiyonlar o zamanların ruhunu çok canlı hissettirmekte. Özellikle Bozcaada’da yaşayan Rum vatandaşlara Yunanistan’dan adanın Türkiye’ye bağlandığını bildiren 1923 yılına ait telgraf ayrı bir hüzün taşıyor.

Bu müzede her bir fotoğraf incelenmeye, her bir anı izlenmeye, her bir obje gözlenmeye değer. 100 yıl önceki fotoğraflarda dahi adada görülecek pek çok sokağın ve binanın neredeyse aynı kaldığını görmek Bozcaada gezisine tarifi olmaz bir heyecan katacak. Müzeye vapurdan indikten hemen 5 dakika sonra ulaşılabilir; öncelikle müze ziyaret edilirse, buraya ayrılacak en az bir saat devamında adada yapılacak keşifler için adeta bir önsöz niteliğinde olacaktır.

Bozcaada’nın son yıllarda turizm popülaritesi artmış durumda. Buna etken ilk görüldüğünde nefes kesici güzellikteki bakir koylarının yanı sıra, adanın dört bir yanına yayılmış üzüm bağları ve şarapları. Leziz Ege mutfağını en taze sebze ve meyvelerden, günlük tutulan capcanlı balıklardan deneyimlemek ise cabası. Bağcılık yanında balıkçılık da adanın önemli geçim kaynaklarından. Deniz mahsullerine düşkünler için bile kalamarı, ahtapotu daha önce tatmamışım dedirtecek kadar lezzetli su ürünleri damakları şenlendirmeyi bekliyor. Özellikle ızgara kalamar dolması dillere destan.Bozcaada-Canakkale

Tabii önce karış karış gezilecek, koylarda masmavi sularda yüzülecek, o enerji iyice bitecek ki akşam sofralarında lezzetlerin tadı daha da güzel çıkartılarak yeniden şarj olunsun. Koyları gezmeye meşhur Ayazma Plajı’ndan başlamak en doğrusu olacaktır. Eğer bu güzelliği bırakabilip diğer koyları da görmek isteyenler olursa Akvaryum, Beylik, Çayır, Habbele, İğdelik, Poyraz Limanı, Sulubahçe, Tekirbahçe ve Tuzburnu koyları da tüm güzellikleriyle orada. Bunlar dışında en kalabalık sezonda bile sakin kalabilen, keşfedilebilecek irili ufaklı pek çok koy daha mevcut. Birkaç koy dışında tesis olmadığından, yiyecek içecek konusundan tedarikli gitmekte ise fayda var. İncecik altın kumlarında uzanıp, Kuzey Ege’ye özgü serin sularında yüzmek hangi koyda olursa olsun harikulade bir deneyim olacak.

Deniz sefası bittiğinde, meşhur günbatımını izlemek için rüzgar güllerinin olduğu Batı Burnu ziyaret edilir, hele bir de yanında bir şişe Bozcaada şarabı eşlik ederse unutulmaz bir hatıra olacaktır. Günbatımı turları adanın olmazsa olmazlarından. Akşamüzeri saatlerinde gökyüzündeki kızıllığın binbir yansıma ile denizi boyadığı bu günbatımı manzarasına arabalı vapur yanından kalkan minibüslerle turlar düzenleniyor. Fotoğraf tutkunlarına duyurulur.

Gün içerisinde yerel şarap üreticilerinin çeşit çeşit peynir tabağı eşliğinde sunum yaptıkları şarap tadımlarını da kaçırmamak lazım. Çok bilinen Cabarnet Sauvignon ve Merlot gibi üzümlerin yanı sıra Bozcaada Çavuş üzümü, Karalahna, Karasakız(Kuntra), Vasilaki gibi adaya özgü üzüm çeşitlerinden imal edilen şarapları tattıktan sonra kalitesine kıyasla çok uygun fiyatlı olan bu şaraplardan almak mümkün. Şu anda altı şarap üreticisi olan Bozcaada’da her yıl Eylül ayında bağbozumu şenlikleri düzenlenmekte.

Bozcaada Kalınacak Yerler

Bozcaada-Gezilecek-Yerler

Kalınacak yerler konusunda ise ada halkının sonradan pansiyona çevirdiği tarihi evlerin her biri ziyaretçilerini müşteriden ziyade misafir olarak karşılamakta. Zaten az sayıda odadan oluşan bu şirin evlere ve balkonlarından sarkan asmalarla renklenen daracık sokaklara hayran olmamak mümkün değil. Kendini evinde ama bir o kadar uzak, sakin ama bir o kadar neşeli hissetmek isteyen varsa buyursun bir gece kalsın; sabah böylesi bir huzurla uyanmayı kim özlememiştir ki? Sezonda kahvaltı dahilken, kışa doğru sadece oda hizmeti vermekte olan bu pansiyon evlerde okullar açılıp sezon yavaşladıktan sonra çok uygun fiyatlara kalınabilir.

Kahvaltı için aynı zamanda çarşıda bulunan “Çiçek Pastanesi” tercih edilebilir. Adaya özgü gelincik reçeli ve üzüm reçellerinin eşlik ettiği, enfes pastane ürünleri ile süslenmiş bol çeşitli güzel bir kahvaltı için bu pastane, gezginlerin olduğu kadar ada yerlilerinin de uğrak noktası. Sonrasında kokusunu takip ederek rahatça bulunabilecek “Veli Dede Fırını” da meşhur sakızlı kurabiyeleri başta olmak üzere özel tatlarıyla çağırıyor olacak. Hemen yanındaki dükkanından yine aynı markanın salçaları, reçelleri ve yöreye özgü pek çok lezzeti satın alınabilir.

Bozcaada’nın merkezi yürüyerek çok rahatlıkla dolaşılabilir nitelikte. Dar sokaklarda kaybolunsa da bir adım sonrasında yine merkezde olacağını bilmek, bir de her adımda eşlik eden kedi ve köpekleri, tek başına da olunsa her daim güven duygusu veriyor. Bu sokaklar arasında görülmesi gereken yapılardan birisi de adanın en eski fotoğraflarında dahi görülebilen, siluetin önemli bir parçası sayılan tarihi saat kulesinin olduğu Meryem Ana Kilisesi. Tarihi 1800’lü yıllara kadar uzanan bu kilise hala faal olduğundan meraklıları için Pazar günleri sabah ayinlerine katılıp gezmek mümkün.

Sokaklar arşınlanıp yorulduktan sonra sahilde balıkçı tekneleri manzarasını seyredip dinlenmek için “Dibekçi Kaan”, damla sakızlı Dibek Türk kahvesini sade ama harika bir sunumla servis ediyor. Oldukça leziz bu kahve, yanında badem likörü ve lokumu ile tüm yorgunlukları alıp götürmesi için bire bir. Koku en güçlü hatıralardan biridir derler, işte bu kahvenin kokusu hep Bozcaada’yı hatırlatacak.

Bozcaada Gece Hayatı

Gece hayatı konusunda ise çılgın eğlenceler beklememek lazım. Akşam olduğunda en keyif verici olan, dar sokaklarıBozcaada-Denizna yayılmış masaları ile davet eden sıra sıra, rengarenk restoranlarda vakit geçirmek. Ege’ye özgü o tanıdık görüntü, burada sokakları adeta tabloya çevirmiş ve olabildiğince samimi olarak karşılıyor misafirlerini. Rakip olsalar da uyumlu tasarımlarıyla ahenk içinde çalışan bu işletmeler ününün hakkını fazlasıyla veriyor. Neredeyse elli çeşit meze içinden seçmek oldukça zorlayıcı olsa da, seçim her zaman yüzü ve mideyi güldürecek güzellikte olacaktır. Yemek sonrasında ise coşkulu klüpler yerine daha sakin alternatifler sunan cafe ve barlarda hoş sohbetlere dalmak mümkün.

Gecenin devamını tüm güzel günün ödülü harika bir uyku ile taçlandırdıktan sonra hareket vakti geldi ise; vapurla yaklaşırken ilk merhabasını heybetli Bozcaada Kalesi ile yapan Bozcaada’nın hüzünlü vedası da bu kaleden gelecek. Hüzün buradan ayrılmak istememekte, huzur sanki bu adada saklı. Oysa o huzur anılarda yadigar kalacak; hani insan iyi ki yapmışım der ya, Bozcaada gezisi de işte bunlardan birisi olacak. Huzura yolculuğa hazır mısınız?

Güneş Pekyalçın

Henüz Yorum Yapılmamış

loading-YouTube-player_zps9255a050